Dün Gece Alemlerin Efendisinin dünyayı teşrif edişinin yıldönümüydü. Tüm dünya üzerinde milyonlarca Müslüman, bu geceyi salavatlar ve dualarla ifa etti. Ancak Suriye'de yaşayan Müslümanlar, gecelerini bombalar, kurşunlar ve ateş altında geçirdi. Humus kenti, Beşar Esad güçlerince havadan ve karadan bombalanıyor. Yüzlerce ölü ve yaralı var... Böyle bir katliam karşısında diyecek hiç bir şey bulamıyorum. Peygamber efendimizin doğum gününde böyle bir katliamın yapılıyor olması, büyük bir kinin ve hıncın da göstergesi aslında. Katliamların hiç bir mazereti yok aslında. Dış güçlerin oyunu, emperyalistlerin planı ve benzeri sloganik sözlerin değeri yok artık. Eli kanlı zalim Esad, ecelinin geldiğinin göstergesi olarak cami duvarına işemekten geri durmuyor. Babasını da sevmediğimiz bu zalim adamın sonu da çok acıklı olacak, buna inanıyorum...
Beşar Esad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşar Esad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Şubat 2012 Cumartesi
15 Kasım 2011 Salı
Suriye'de sonun başlangıcı çok yakın
Arap Baharı'nın kışa dönmek üzere olduğu Suriye'de artık iller Beşar Esad'ın kontrolünden çıkmışa benziyor. Halkına silah doğrultmaktan imtina etmeyen, tüm çağrılara kulak tıkayan Esad, en yakın komşusu / dostu Türkiye'yi de küstürdü. Türkiye büyükelçiliğine ve konsoloslarına yapılan çirkin saldırı akıllara "eceli gelen köpek cami duvarına işer" ata sözünü getirdi. 9 Ağustos'da Şam'a giden ve Esad ile başbaşa görüşen Davutoğlu, söylenecek tüm sözleri söylemiş, olacakları bir bir anlatmıştı. Ancak Şam yönetimi dost tavsiyesini kulak ardı edip, Mısır ve Libya'da yaşananlardan ders çıkarmayı da akıl edemeyince Esad yönetimi için yapılacak bir şey de kalmamış oldu. Şimdiye kadar 5 bin'e yakın muhalifin hayatını kaybettiği isyan hareketlerini bastıramadığı gibi bundan sonrası için de inandırıcılığını kaybetti. Türkiye, Suriye'nin selameti için atılacak tüm adımları attı. Ama sanırım, Şam ile Ankara arasındaki ipler koptu. Şimdi yapılacak en akıllıca refleks; Muhaliflere daha geniş hareket alanı sağlamaktır. Hakan Albayrak'ın dile getirdiği gibi; "Türkiye Cumhuriyeti Suriye Ulusal Geçiş Konseyi'ni Suriye halkının meşru temsilcisi olarak tanıdığını ilan etmekten şeref duyar" şeklinde bir açıklama yapılmalı.
Suriye bizim canımız, dostumuz, komşumuz. Orada yanan bir ateş bizi de yakar. Onların üzülmesi bizi de üzer. Onların özgür ve demokratik bir yönetim altında yaşama isteği bizi de heyecanlandırır. Tüm dileğimiz; zalim Esad yönetiminin bir an önce görevden el çekmesi ve Suriye'nin kendi kaderini kendi tayin etmesidir. Bu zor günlerinde Suriye'den de müjdeli haberler bekliyoruz. Yolları açık olsun...
21 Ekim 2011 Cuma
Bir devrin sonu: Diktatörler ibret alsın
Arap Baharı, en kanlı meyvesini Libya'da verdi. Ayaklanmaların ilk başladığı günlerde halkını "lağım fareleri" olarak niteleyen Muammer Kaddafi, yaralı bir lağım faresi gibi linç edilerek öldürüldü. Eli kanlı acımasız bir zalim de olsa, hiç kimsenin bu şekilde öldürülmesi tasvip edilemez. Hiç bir Müslüman'a bu şekilde bir cinnet hali yakışmaz. Hiç bir suç bu şekilde bir vahşeti mazur gösteremez. Böyle durumlarda aklımıza her zaman Bilge Kral'ın o en veciz sözü gelmeli: "Zalimlerin yaptığının aynısını yaparsak, zalimlerle mücadele etmemizin ne anlamı kalır?" Evet, Kaddafi bir zalim olabilir, diktatör olabilir, acımasız bir katil olabilir, ancak bu şekilde bir sonu -hele de adil bir yargılamaya tabi tutulmadan ortadan kaldırılmayı- hak etmiyor. Müslüman olduğunu bildiğimiz için Allah'tan rahmet diliyoruz. O şimdi hesabını hesapları en iyi tutana verecek... Umarım Kaddafi'nin ortadan kaldırılması, özgür ve adil Libya'nın kurulması yolunda önemli bir kilometre taşı olur.
42 yıllık diktatörlük Sirte'de bir mehfez'de son buldu. Şatafatlı günlerinde burnundan kıl aldırmayan Kaddafi, "fareler" diyerek küçümsediği muhalifleri tarafından infaz edildi. Demek ki neymiş; halkın kararlılığı karşısında hiç bir güç duramazmış. Yönetimden kendi isteği ile çekilmeyi aklına dahi getirmeyen Kaddafi, "zor'a dağlar dayanmaz" sözünü doğrularcasına hiç beklemediği bir şekilde cezalandırıldı. Kanlar içindeki aciz diktatör görüntüsü, dünyanın bütün diktatörlerine ders olsun. Özellikle de, bir inat uğruna halkını ateşe atmaya hazırlanan Beşar Esad ibret alsın. Korkarım onu da böyle zelilce bir akıbet bekliyor.
9 Ağustos 2011 Salı
Beşar Esad, Ahmed Davutoğlu'na ne diyecek?
Zor zamanlardan geçiyoruz. Savaşın kapıda olduğuna dair yorumların yapıldığı, rollerin belirlendiği, safların ayrıldığı bir dönemdeyiz. Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu Suriye'de Beşar Esad ile görüşüyor. Dünyanın gözü kulağı Şam'dan gelecek haberde. Esad'ın vereceği mesaja göre dünya konumunu belirleyecek. Nefesler tutuldu bekliyoruz.
Komuşumuz Suriye'de yaşananlara an be an şahit olduk. Askeri birliklerce operasyona uğrayan şehirler, katledilen insanlar, işgale sürüklenen bir ülke... Babasından farklı olduğuna inandığımız, ılımlı ve anlayışlı bir devlet adamı olduğunu sandığımız Beşar Esad, ne yazık ki; Türkçe'deki güzel bir deyimle kalıbının adamı çıkmadı. Arap Baharı ilk kez Tunus'da görüldüğünde reform yapacağı sözü veren Esad, ne yazık ki vaat ettiği reform yerine katliam hediye etti halkına. İş çığırında çıktı. Geri dönüşü olmayan bir yola girdi Esad. Ülkesini adım adım işgale hazırladı. Saddam'ın, Kaddafi'nin düştüğü yanlışa şimdi Esad düşüyor. Anlaşılan akılsız diktatörlerin ceremesini yine halkları ödeyecek. Umarım, Esad Davutoğlu görüşmesinden geri dönüşü olmayana kötü bir sonuç çıkmaz.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Şimdi Suriye'de her yer Hama
Eli kanlı diktatör Beşar Esad, kendi halkını katletmeye devam ediyor. Direnişin kalesi Hama 29 yıl sonra yine devlet terörüne kafa tutuyor. Ramazan'a bir gün kala, oruç için mübarek bir hazırlığa girişen Hama halkı, Esad'ın askerlerinin şehri kuşatması ile karşılaştı. Hama'da akılları ve vicdanları isyan ettiren bir katliam yapılıyor şimdi. Tanklar, keskin nişancılar, ağır silahlı askerler, paramiliter siviller Hama halkına ölüm kusuyor. Gelen haberlere göre ölü sayısı 100'ü aşmış durumda. Yaralı sayısı ise bilinmiyor.
İslam dünyasının başına bela olan diktatörler eninde sonunda gidecek. Ne kadar katliam yaparlarsa yapsınlar, ne kadar inatçı olurlarsa olsunlar, silahlara, askerlere, yardakçılarına güvenirlerse güvensinler mazlum halkların tokadı ile devrilecekler. Zalimlikte sınır tanımayan Esad ve şürekası Hama'da batağa saplandı. Sonun başlangıcı Hama'dır...
21 Haziran 2011 Salı
Beşar Esad halkına ve dünyaya yalan söylüyor
Suriye ateşler içinde yanıyor. Her gün onlarca insan katlediliyor. Ülke bir baştan bir başa tedirginlik ve korku içerisinde. On yıllardır ülkeyi zapt-ı rapt altına alan Bass rejimi ve Nusayri azınlık, Suriye halkının haklı isteklerine kör ve sağır davranıyor. Tahrir'den esen rüzgara kulak kabartan ve yıllar sonra başkaldıran halk, zalim Baas rejimini kökünden sallıyor. Halkına katliam uygulamakta babasından geri kalmadığını kanıtlayan Beşar, dün bir kez daha kemeralar karşısına geçti ve eski vaatlerini bir kez daha tekrarladı. Suriye muhalefeti demokrasi yolunda adım atılmasını bekliyordu ama Esad, tüm diktatörlerin ortak özelliğini sergileyerek, kendisine başkaldıran halkını "mikroplar" olarak nitelendirdi.
Adalet ve özgürlük isteklerini dillendiren muhalefete bu zamana kadar göz açtırmayan Esad, ülkesini ateşe atmaktan da çekinmiyor. Ok yaydan çıktı bir kere. Bu iş, cılız reform çağrıları ve göz boyamaya dönük değişimlerle geçiştirilemez. Beşar Esad bir an önce koltuğunu bırakmalı. Baas rejimi ülkenin üzerinden elini çekmeli. Farklı siyasi görüşlerdeki muhalefete, yönetime katılma hakkı verilmeli. Halkın hepsinin katılımı ile yeni bir anayasa yapılmalı ve Suriye demokrasi yoluna sokulmalı. Tek adamların, zorbaların, diktatörlerin, zalimlerin, seçilmiş ailelerin, azınlık yönetimlerinin zamanı geçti. Şimdi çoğulcu ve çok renkli bir yönetim zamanı...
15 Haziran 2011 Çarşamba
"Türkiye ordusu Suriye'ye girsin"
Yeni başlatılan bir kampanya. Hakan Albayrak, köşesinde dile getirdi, ardından Kurtuba eksperi Selman Maltaş gündeme taşıdı. Suriye de yaşanan vahşet arttıkça kampanya daha fazla destek buldu.
Suriye'yi esir alan dünyanın en karanlık çetelerinin başında gelen Esad ailesi ve şurekası, Suriyeli kardeşlerimizi günbegün katlediyor. Eskiden bir Hama vardı. Şu an Suriye'nin bütün şehirleri Hama, heryer kan gölü.
Vahşet sınırımıza kadar dayandı. Sisr eş Şugur bombardıman altında. İnsanlar katliamdan kaçıp Hatay'a sığınıyor.
Baas rejimi çocuklara dahi tecavüzde sınır tanımıyor. Aşağıların da aşağısına düştüler.
Suriye halkının tek umudu artık Türkiye. Bizden yardım istiyorlar. Bu vahşete dur dememizi istiyorlar.
Birkaç gün önce Abdullah Gül "sivil-asker en kötü senaryolara hazırız" demişti. Bu senaryoların içinde Baas rejimine müdahalede var ve biz Türkiye halkı olarak kardeş Suriye halkının bir avuç katilden kurtarılmasını talep ediyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan üçüncü balkon konuşmasında sadece Türkiye'ye değil, tüm İslam dünyasına mesaj verdi. Sadece Türkiye'yi değil, tüm İslam dünyasını önemsediğini ifade eden Başbakan'dan en büyük talebimiz şu an Türkiye ordusunun Suriye'ye girmesi.
Katliama dur demek için.
Eli kanlı Baas rejiminden hesap sormak için.
Kardeşlerimize sahip çıkmak için Türkiye ordusu Suriye'ye müdahale etmeli.
6 Haziran 2011 Pazartesi
Salih gitti sıra Esad ve Kaddafi de...
Tunus ve Mısır'dan sonra Yemen'den de bir müjdeli haber geldi. Yemen halkının tüm haykırışına rağmen koltuğunu bırakmayan diktatör Ali Abdullah Salih de, halkın kararlı duruşu karşısında dayanamayıp ülkesini terketmek zorunda kaldı. Son duyumlara göre; tedavi için Suudi Arabistan'a giden Salih geri dönmeyecek. Yetkilerini devrettiği açıklanan Salih'in, geri dönüşü göze alamayacağı belirtiliyor. Yemen halkı şimdi başta başkent Sana olmak üzere bir çok şehirde Salih'in gidişini sevinç gösterileri ile kutluyor.
Temkini elden bırakmıyoruz ama biz de Yemen halkının bu haklı sevincine ortak oluyor ve onların mutluluğunu paylaşıyoruz. Bin Ali, Mübarek ve Salih gitti... Şimdi gözler Kaddafi ve Esad'a çevrildi. Biri Libya halkının zalim yöneticisi, diğeri Suriye'nin belası. Her ikisinin de bir an önce gitmesini umuyoruz. Zalim yöneticilere karşı ayaklanan Arap halklarının bu haklı mücadelelerini destekliyoruz. İnşallah tüm tek adamlar, diktatörler, tiranlar devrilir gider, halklar rahat bir nefes alır...
Temkini elden bırakmıyoruz ama biz de Yemen halkının bu haklı sevincine ortak oluyor ve onların mutluluğunu paylaşıyoruz. Bin Ali, Mübarek ve Salih gitti... Şimdi gözler Kaddafi ve Esad'a çevrildi. Biri Libya halkının zalim yöneticisi, diğeri Suriye'nin belası. Her ikisinin de bir an önce gitmesini umuyoruz. Zalim yöneticilere karşı ayaklanan Arap halklarının bu haklı mücadelelerini destekliyoruz. İnşallah tüm tek adamlar, diktatörler, tiranlar devrilir gider, halklar rahat bir nefes alır...
4 Haziran 2011 Cumartesi
Diktatörler çizmeyi aşıyor, halkını katlediyor
Yemen ve Suriye, bir devrime besmele çekmenin heyecanını yaşayan halkların kıyamına sahne oluyor. Esad da, Salih de halkının meşru ve haklı taleplerini silahla, ölümle, katliamla bastıracaklarını sanıyor. Her iki diktatör de ülkelerini ateşe vermekten geri durmuyor. Esad, Suriye'yi babasından miras kalmış toprak parçası olarak görüyor, Salih de halkını güdülmesi gereken koyun sürüsü olarak. İslam ülkelerine yakışmayan bu eli kanlı diktatörler, Mübarek ve Bin Ali gibi görevlerini bırakıp çekilmeliler.
Hama ateşler içinde... Gözünü kan bürüyen Esad, babasının izinden gitrmeyi ihmal etmiyor. Babasının toplu katliam yaptığı Hama da bu kez oğul Esad katliam yapıyor. Tankların ağır bombardımana tabi tuttuğu Hama'da şimdiye kadar 200'e yakın kişi hayatını kaybetti. Esad ve Bass rejiminin çapulcuları bilsin ki; Devrim'den geriye dönüş olmaz artık. Suriye halkı bu yolda şehitleriyle yürüyecek ve bu zulüm devletini yıkacak...
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Tahrir'den esen rüzgar Esad'ı da götürecek
"Her şey bir rüzgara bakıyor ağabey" diyen Hakan Albayrak'tan ilham alarak Tahrir'den esen rüzgarın İslam ülkelerindeki tüm diktatörleri yerlerinden edecek kadar güçlü olduğunu söylüyoruz. Şimdilerde koltuklarını bırakmamak için bin dereden su getiren, halkına katliam üstüne katliam yapmaktan çekinmeyen Kaddafi de, Abdullah Salih de, Esad da bu rüzgara karşı koyamacak.
Bu rüzgar şiddetini Suriye'de artırmışa benziyor. Her gün bir kıyam var Suriye'de ama Arap devrimlerinin hepsinde olduğu gibi Cumalar'ın önemi daha bir fazla. Her cuma, "özgürlük ve adalet" için evlerinden çıkan Suriyeliler, şehit vere vere sonuca gidiyor. 9 haftalık bilanço akıl alır gibi değil; 900 ölü, binlerle ifade edilen yaralı, on binlerle ifade edilen tutuklu... 41 yıllık Esad iktidarı artık son günlerini yaşıyor. Nüfusun sadece %15'ini oluşturan Nusayri azınlığın ülkede estirdiği kaos, olağanüstü hal durumu, keşmekeşlik yıkılmanın eşiğinde. Şimdi güç iktidar sahiplerinde olabilir ama haklı olan taraf Suriye halkı...
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Suriye'den iyi haberler gelmiyor
Yine bir Cuma günü. Yine yüzbinler sokakta. Yine devrime giden yolda protestolar, çatışmalar, ölümler... Haftalardır bir devrime besmele çekmenin heyecanını yaşayan Suriyeliler, Baas rejimini ve eli kanlı diktatör Esad'ı protesto etmek için dün bir kez daha sokaklara çıktılar. Baas rejiminin tüm kuşatmalarına rağmen Suriye'nin tüm şehirlerinde gösteriler düzenlendi. Ancak ülkeden hiç de iyi haberler gelmiyor. Şimdiye kadar yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği ülke adeta açık hava hapishanesi görünümünde Baas rejiminin polis ve askerleri, muhalifleri tek tek yakalayıp ağır işkencelerden geçiriyor. Tutuklu sayısı binlerle ifade ediliyor. Ama ne hikmetse Türkiye tüm bu olan biteni sessizlik içerisinde izliyor. Ne hükümet, ne de STK'lardan gür bir ses duyamıyoruz. Ne yazık ki cılız eylemlere dahi ihtiyacımız var. Bugün sesimiz çıkmayacaksa ne zaman çıkacak?
30 Nisan 2011 Cumartesi
Ölümlere rağmen direniş sürüyor
Suriye'den hiç de iyi haberler gelmiyor. Bir devrime bemele çekmenin heyecanını taşıyan Suriyelilerin Baas rejimi askerince bir bir öldürüldüğü bilgilerini okuyoruz. Sadece dünkü gösterilerde 100'e yakın kişinin öldüğü belirtiliyor. Ancak ölümlere rağmen direniş sürüyor, devrim heyecanı devam ediyor. Rejim karşıtı onbinlerce Suriyeli, protestoları bastırmak için gönderilen takviye askerlere ve tanklara rağmen cuma namazı sonrası yine meydanlara indi. Yine özgürlük ve adalet taleplerini dile getirdi.
Gösterilerin başladığı 18 Mart'tan bu yana sessizliğini koruyan Müslüman Kardeşler hareketi de "öfke günü" olarak ilan edilen dün düzenlenen gösterilere destek verdi. Hareketten yapılan açıklamada, Beşar Esed rejiminin ülkede soykırım uyguladığına dikkat çekildi ve halka tiranlara boyun eğmemeleri çağrısı yapıldı. Müslüman Kardeşler açıklamasında; "Allah sizi özgür yarattı, tiranların sizi köleleştirmelerine izin vermeyin. Bağımsızlık ve haysiyet için tek ses olun." denildi.
Türkiye'den de Suriye halkına destek gösterileri devam ediyor. Esad rejiminin katliamlarına “Dur” demek ve Suriye halkının direnişine destek vermek amacıyla dün Cuma namazının ardından Fatih Camii’nden Saraçhane Parkı’na bir yürüyüş gerçekleştirildi. Kadın erkek yüzlerce istanbullu ve Suriyeli'nin de katıldığı yürüyüş, Arap ülkelerindeki devrim hareketlerin olan inancı bir kez daha göstermiş oldu.
29 Nisan 2011 Cuma
Esad, ülkesini adım adım işgale hazırlıyor
Suriye ateşler içinde yanmaya devam ediyor. Ülkedeki adalet ve özgürlük için başlayan ayaklanmalar 6. haftasına girdi. Şimdiye kadar 500 Suriyeli hayatını kaybetti. Gözünü kan bürüyen Baas rejimi, kendi halkına karşı şiddet uygulamayı, ölüm saçmayı, talepleri şiddetle bastırmayı seçiyor.
Bu açıdan bakıldığında Beşar Esad; Zeynel Abidin Bin Ali ve Hüsnü Mübarek gibi yönetimden çekilmek yerine Muammer Kaddafi gibi halkına savaş açmayı tercih etti. Esad'dan daha akıllı, daha merhametli ve daha halkçı bir davranış beklerdik ama o zoru seçti. Tunus'dan başlayan ve tüm Arap coğrafyasını etkisi altına alan devrim rüzgarına karşı koyabileceğini sanıyorsa yanılıyor. Bu rüzgara karşı ancak, halkın talep ve isteklerine olumlu cevap verenler durabilir. Halkıyla ortak düşünen, ortak hareket eden, ortak bir vicdan oluşturan liderler ülkelerini ateşten koruyup selamete çıkarırlar. Kaddafi, tipik bir diktatör inadıyla ülkesini resmen bir savaşın içine attı. Ülkesinin Batılı güçler tarafından işgal edilmesine izin verdi. Ne yazık ki Esad da bu yolda ilerliyor. Komşumuz, kardeşimiz, dostumuz Suriye halkının bu haklı mücadelesinde zaferin yakın olduğundan kuşkumuz yok. Ama keşke bu zafere Esad da katkı sunabilseydi.
26 Nisan 2011 Salı
Suyu ısınan diktatör halkını ateşe atıyor
On yıllardır tek adam yönetiminden başka bir şey görmeyen Arap halkları, Tunus halkının cesareti sayesinde ayağa kalkmaya başladı. Önce Tunus, Zeynel Abidin Bin Ali'yi gönderdi, ardından Mısır halkı yılların firavunu Hüsnü Mübarek'i tahtından indirdi. "Domino etkisi olur diğer ülke halkları da kendi diktatörlerini alaşağı eder" derken; Kaddafi, Ali Salih ve Esad koltuk uğruna halklarını katletmeyi mübah gördü. Tek adamlar suları ısındıkça, halklarını ateşe atmaya başladılar.
Tek adam ve tek parti yönetimi Arap halklarının kaderiymiş gibi hareket eden bu isimler; kendi ceplerini doldurmaktan, kendi adamlarını kayırmaktan, kendi istikballerini halkın geleceğinden önde görmekten başka hiç bir şey veremediler ülkelerine. Ellerine geçen yöneticilik fırsatını halkları uğruna en iyi şekilde değerlendirip adil ve özgürlükçü bir devlet adamı olarak anılmak yerine; zalim, ceberrut ve eli kanlı katil yöneticiler olarak anılacaklar. İşte gözlerimizin önünde şahit olduklarımız; bir yanda Libya diğer yanda Suriye, Bahreyn, Yemen... Biliyoruz; kolay değil bir devrime hayat vermek ama olacak inşallah... Devrim şehitleriyle yürüyecek zafere...
23 Nisan 2011 Cumartesi
Suriye'de neler oluyor?
Suriye halkını yıllardır demir yumrukla yöneten Baas rejimi, "özgürlük ve adalet" için ayaklanan halka karşı ölüm kusuyor. Cuma namazı sonrası sokaklara çıkan Suriyeliler, Baas rejiminin sert müdahalesi ile karşılaştı; ölü sayısının 100'ü bulduğu belirtiliyor. Rejimin eli kanlı adamları başta Şam olmak üzere bir çok şehirde muhaliflere karşı çok büyük şiddet uyguluyor.
Babasından devraldığı ülkeyi, biraz daha iyileştirmek için adımlar atan Beşar Esad, ülkesinde 48 yıldır hüküm süren olağanüstü hali kaldırdı ancak bu adımı atmak için çok geç kaldı. Kıyama kalkan Suriye halkı "adalet ve özgürlük" için daha fazlasını istiyor. Suriye'de hüküm süren tek parti, tek adam ceberrutundan kurtulup çok sesli, çok partili bir sisteme geçilmesini istiyorlar. Muhaliflerin reform talepleri, yerini devrim talebine bırakmış durumda. Halkının haklı taleplerine kulağını tıkayan Esad, istihbarat elemanlarına, polislerine ve askerlerine güveniyor. Bu böyle gitmez. Eğer Esad, yanlıştan dönmezse onun da sonu Hüsnü Mübarek ve Zeynel Abidin bin Ali gibi olur.
14 Nisan 2011 Perşembe
Beşar Esad hala neyi bekliyor?
Suriye günlerdir diken üstünde. Bir yanda baskıcı, işkenceci, boğucu, gaddar Baas rejimi diğer yanda muhalifler. Barışçıl protesto gösterileri kimi zaman rejim polisleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılıyor. Şu ana kadar yüzlerce Suriyeli muhalif hayatını kaybetti. Ülkede bir çok şehir Baas rejimi polislerince resmen kuşatılmış durumda. İkinci bir Hama katlimanın yaşanmasından endişe ediliyor.
İşte tam bu noktada tüm gözler Filistin davasına verdiği ödünsüz destek ve Türkiye ile geliştirdiği sınırsız muhabbetle gönülleri feth eden Başkan Beşar Esad'ın üzerinde. Ancak Esad, bir türlü beklenen adımı atmıyor; "Olağanüstü hal uygulamasına derhal son veriyorum, bütün siyasi tutukluları derhal serbest bıraktırıyorum, kardeşim Mahir başta olmak üzere bütün katliam zanlısı komutanları derhal görevden alıp adalete teslim ediyorum, ifade hürriyeti ve çok partili demokratik düzen için gerekli yasal düzenlemeleri derhal yaptırıyorum..." diyeceği yerde hâlâ provokasyon ve sabotajlardan dem vurup rejim muhaliflerine gözdağı veriyor. Esad'ın bu anlaşılmaz tavrından yakınan Ümmetin yitik vicdanı Hakan Albayrak yine söze giriyor; "Bazı kardeşlerimiz de "Hizbullah ve Hamas'a sahip çıkan Beşşar Esed'e laf yok!" deyip duruyorlar. Onları protesto ediyorum. İslami direnişe verdiği destek baş göz üstüne... Türkiye ile yakınlaşma siyaseti de baş göz üstüne... Ama bunları yapıyor diye Beşar Esed'in halka kurşun yağdırmasına kayıtsız kalamayız ki. "Ali Abdulah Salih, Güney ve Kuzey Yemen'i birleştiren adamdır; Yemen'in birlik kahramanıdır" deyip, bu diktatörün rezilliklerini de sineye çekelim o zaman!"
22 Şubat 2011 Salı
Tal El Malluhi'ye özgürlük, Suriye'nin onurudur
İslam ülkelerinde peşi sıra ayaklanmalar yaşanırken, her bir diktatörün koltuğu zangır zangır sallanırken, on yıllardır suskun kalan halklar en üst perdeden konuşmaya başlamışken Suriye'den ilginç ve bir o kadar da üzücü bir haber geldi. 20 yaşındaki Tal El Malluhi adındaki genç bir kız, blogunda yazdıklarından dolayı tutuklanarak 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tunus ve Mısır başta olmak üzere, çok sayıda İslam ülkesindeki halklar daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakları için ses yükseltirken, Suriye yönetiminin yaşananları anlamazlıktan gelip, ders çıkarması gerekirken derse muhtaç bir hale düşmesini anlamak mümkün değil. 1991 Humus doğumlu Tal'ın (http://talmallohi.blogspot.com/) adresindeki blogunda ağırlıklı olarak Filistin ve Gazze üzerine yazılar yer alıyor. "Sivil İtaatsizlik" kahramanı Gandi, Filistinli eylem adamı Raid Salah ve Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarının da bulunduğu blog, Suriye istihbaratınca sakıncalı kategorisinde sayılmış. 27 Aralık 2009'da tutuklanan, bilgisayarına, kitaplarına ve cd'lerine el konan Tal El Malluhi'nin o tarihten beri ailesiyle görüşmesine de izin verilmiyordu. "Yabancı bir ülkeye istihbarat sağlama" suçlamasıyla tutuklanan Tal, Suriye'nin daha özgür bir ülke olması yolunda önemli bir kilometre taşı oldu. Umarız; Beşar Esad, komşu ülkelerde yaşananlardan ders çıkarır, Tal ve diğer düşüncelerinden dolayı hapse atılanlar ile ilgili bir adım atar. Şu bilinmeli ki; Tal El Malluhi'nin özgürlüğü Suriye'nin ve tüm Ortadoğu'nun özgürlüğüdür. Yaşıtları gibi okulda olması gerekirken anlamsız bir şekilde hapishanede tutulan Tal, bloğuna en son 6 Eylül 2009’da Kudüs ile ilgili şu satırları yazmış;
Şehirlerin efendisi Kudüs
Barış şehrine selam olsun...
İnsanlığa kutsal kılınan toprağa selam olsun
Ruhul Emine (Cibrile) Selam olsun
Kanatlarındaki tüylere
Göğe yükselten sütunlara selam olsun
Çünkü bu tüm peygamberlerin vasiyeti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















