Ali Abdullah Salih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Abdullah Salih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2011 Pazartesi

Salih gitti sıra Esad ve Kaddafi de...

Tunus ve Mısır'dan sonra Yemen'den de bir müjdeli haber geldi. Yemen halkının tüm haykırışına rağmen koltuğunu bırakmayan diktatör Ali Abdullah Salih de, halkın kararlı duruşu karşısında dayanamayıp ülkesini terketmek zorunda kaldı. Son duyumlara göre; tedavi için Suudi Arabistan'a giden Salih geri dönmeyecek. Yetkilerini devrettiği açıklanan Salih'in, geri dönüşü göze alamayacağı belirtiliyor. Yemen halkı şimdi başta başkent Sana olmak üzere bir çok şehirde Salih'in gidişini sevinç gösterileri ile kutluyor. 
Temkini elden bırakmıyoruz ama biz de Yemen halkının bu haklı sevincine ortak oluyor ve onların mutluluğunu paylaşıyoruz. Bin Ali, Mübarek ve Salih gitti... Şimdi gözler Kaddafi ve Esad'a çevrildi. Biri Libya halkının zalim yöneticisi, diğeri Suriye'nin belası. Her ikisinin de bir an önce gitmesini umuyoruz. Zalim yöneticilere karşı ayaklanan Arap halklarının bu haklı mücadelelerini destekliyoruz. İnşallah tüm tek adamlar, diktatörler, tiranlar devrilir gider, halklar rahat bir nefes alır...

4 Haziran 2011 Cumartesi

Diktatörler çizmeyi aşıyor, halkını katlediyor

Yemen ve Suriye, bir devrime besmele çekmenin heyecanını yaşayan halkların kıyamına sahne oluyor. Esad da, Salih de halkının meşru ve haklı taleplerini silahla, ölümle, katliamla bastıracaklarını sanıyor. Her iki diktatör de ülkelerini ateşe vermekten geri durmuyor. Esad, Suriye'yi babasından miras kalmış toprak parçası olarak görüyor, Salih de halkını güdülmesi gereken koyun sürüsü olarak. İslam ülkelerine yakışmayan bu eli kanlı diktatörler, Mübarek ve Bin Ali gibi görevlerini bırakıp çekilmeliler. 

Hama ateşler içinde... Gözünü kan bürüyen Esad, babasının izinden gitrmeyi ihmal etmiyor. Babasının toplu katliam yaptığı Hama da bu kez oğul Esad katliam yapıyor. Tankların ağır bombardımana tabi tuttuğu Hama'da şimdiye kadar 200'e yakın kişi hayatını kaybetti. Esad ve Bass rejiminin çapulcuları bilsin ki; Devrim'den geriye dönüş olmaz artık. Suriye halkı bu yolda şehitleriyle yürüyecek ve bu zulüm devletini yıkacak...

26 Nisan 2011 Salı

Suyu ısınan diktatör halkını ateşe atıyor

On yıllardır tek adam yönetiminden başka bir şey görmeyen Arap halkları, Tunus halkının cesareti sayesinde ayağa kalkmaya başladı. Önce Tunus, Zeynel Abidin Bin Ali'yi gönderdi, ardından Mısır halkı yılların firavunu Hüsnü Mübarek'i tahtından indirdi. "Domino etkisi olur diğer ülke halkları da kendi diktatörlerini alaşağı eder" derken; Kaddafi, Ali Salih ve Esad koltuk uğruna halklarını katletmeyi mübah gördü. Tek adamlar suları ısındıkça, halklarını ateşe atmaya başladılar.

Tek adam ve tek parti yönetimi Arap halklarının kaderiymiş gibi hareket eden bu isimler; kendi ceplerini doldurmaktan, kendi adamlarını kayırmaktan, kendi istikballerini halkın geleceğinden önde görmekten başka hiç bir şey veremediler ülkelerine. Ellerine geçen yöneticilik fırsatını halkları uğruna en iyi şekilde değerlendirip adil ve özgürlükçü bir devlet adamı olarak anılmak yerine; zalim, ceberrut ve eli kanlı katil yöneticiler olarak anılacaklar. İşte gözlerimizin önünde şahit olduklarımız; bir yanda Libya diğer yanda Suriye, Bahreyn, Yemen... Biliyoruz; kolay değil bir devrime hayat vermek ama olacak inşallah... Devrim şehitleriyle yürüyecek zafere... 

19 Şubat 2011 Cumartesi

Göğe savrulan yumruklar, zalim gitmedikçe iner mi hiç

Bir uçtan bir uca Arap halkları ayakta. İslam dünyasının sessizleri, yetimleri, mazlumları, ezilmişleri, yok sayılmışları ses yükseltiyor, isyan bayrağını dalgalandırıyor. Yemen, Bahreyn ve Libya'dan dalga dalga isyan haberleri geliyor. Tunus'un tutuşturduğu, Mısır'ın harladığı devrim ateşini Arap dünyasının gençleri bir umut büyütüyor. Mısır ve Tunus'taki halk devrimlerinden cesaret alan muhaliflerin salı gününden bu yana protesto gösterileri düzenlediği Libya'da gerilim her geçen gün tırmanıyor. Arap dünyası ve Afrika'nın en uzun süreli iktidarda kalan diktatörü Muammer Kaddafi'nin koltuğu sallanmaya başladı. Kaddafi'ye hiç bir zaman pirim vermeyen Bingazi şehrinin başı çektiği isyan dalgası, ülkenin bir çok şehrine sıçramış durumda. 41 yıllık diktatör Kaddafi ise halkının sesine kulak vermek yerine, göstericilerin üzerine ateş edilmesi emrini verdi. Şimdiye kadar 100'e yakın Libyalı devrim yolunda hayatını kaybetti. Arap dünyasının en fakir ülkesi Yemen'de de on binler, diktatör Ali Abdullah Salih'in istifası için kıyama geçmiş durumda. 10. gününe giren protestolarda ülkeden çatışma haberleri gelmeye devam ediyor. Şimdiye kadar 10'a yakın Yemenlinin polis kurşunuyla hayatını kaybettiği ülkede, muhaliflerin üzerine el bombaları atılıyor, gerçek mermiler kullanılıyor. İnci meydanını dolduran Bahreynliler ise ordunun sert müdahalesi ile karşılaştı. ABD'nin en sadık müttefiklerinden olan Bahreyn, yıllardır kral zulmü altında inliyor. Rejim güçlerinin silahlı saldırısı sonucu yaralananları hastanelere taşımaya giden ambulansların tanklar tarafından durdurulduğu, yaralıları tedavi etmeye çalışan sağlık görevlilerinin de polislerin saldırısına uğradığı bilgisi geliyor ülkeden. 

On yıllardır tek adam yönetimleri altında, zilletin, yoksulluğun, sömürünün her türlüsünü yaşayan Arap halkları onurlarını geri kazanmanın telaşında. Biliyoruz ki; bu isyan ateşi kolay kolay sönmeyecek. Aynen grup Yürüyüş'ün Özgürlük türküsünde dillendirdiği gibi:


dağlardayız biz ovalarda
makinâ başında sıralarda
sürdürüyoruz kavgamızı
zalîmler boğulaya...
***
alev alan ateş söner mi hiç
özgürlük türküleri biter mi hiç
göğe savrulan yumruklar
zalim gitmedikçe iner mi hiç
***
haydin çocuklar, gençler, kadınlar
yükseltelim feryadımızı
Allah sözünü hakim kılmak için
tağutları yıkalım...

17 Şubat 2011 Perşembe

Tunus ve Mısır'dan esen rüzgar, Arap coğrafyasını ateşliyor


Başka bir yazının konusu olacak ama sonra söyleyeceğimi şimdi diyeyim; Arap dünyasına, daha genelde İslam dünyasına bu diktatörlükler, bu tek adam yönetimleri, bu krallıklar, hanedanlıklar, bu despot, caberrut, sıkı yönetim aşığı, bu ABD İsrail kuklası yönetimler hiç yakışmıyor. Hepsinin bir an önce halkını önemseyen yönetimlerle yer değiştirmesini bekliyorum. İşte bu istikamette Tunus ve Mısırlıların başını çektiği halk hareketlerine Cezayir, Yemen, Libya ve Bahreyn halklarının katkı sunmasını önemsiyorum. Tek adamların hüküm sürdüğü, olağanüstü hallerin olağan halde yaşandığı, sosyal adaletin, özgürlüklerin, şeffaflığın, fırsat eşitliğinin olmadığı Arap coğrafyası bir baştan bir başa kendi gücünü keşfetmenin, zorbalığa, haksızlığa, diktatörlüğe karşı çıkmanın heyecanını yaşıyor. 
*1991'deki askeri darbenin ardından cuntanın sadık adamı Abdulaziz Buteflika tarafından yönetilen Cezayir diken üstünde. 
*30 yıldır diktatör Ali Abdullah Salih'in yönetimindeki Yemen'de gösterilerin ardı arkası kesilmiyor. 
*1971 yılından bu yana Şeyh Halife Bin Sallah'ın görevde olduğu Bahreyn halkı ayakta. 
*41 yıldır Muammer Kaddafi'nin tek adam olduğu Libya'da tüm baskılara rağmen halk sesini duyurmanın telaşını yaşıyor.
On yıllardır ABD desteğiyle ya da ABD korkusunu istismar ederek hüküm süren diktatörler, yıkılacakları günün yaklaştığını an be an hissediyorlar. Halklarının meşru taleplerine kulaklarını tıkayan, sadece kendi ailesi, kabilesi ve partisinin isteklerini yerine getiren tek adamların koltuğu sallanıyor artık. Tunus ve Mısır halkı bunu başardı. Umarım Cezayir, Libya, Bahreyn, Ürdün, Yemen, Suriye halkları da bu zoru başarırlar ve demokrasi yolunda önemli bir adım atarlar.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Cezayir ve Yemen'den de müjdeli haberler bekliyoruz

Nil'in kavruk benizli çocuklarının başardığı devrimin ardından, tüm mazlum halklar ayakta. "Mısırlıların yazdığı tarihi neden biz de ülkemiz için hayata geçirmeyelim" diyen Arap halkları, üzerlerindeki ölü toprağını silkeleyip yollara dökülüyor. Şimdilik Cezayir ve Yemen'den ayaklanma haberleri geliyor. 1991'deki askeri darbenin ardından, "olağanüstü hal yasası" ile yönetilen ve hapishanelerinde binlerce siyasi tutuklunun yattığı Cezayir; komşusu Tunus ve Mısır'ın ardından, devrime en ihtiyaç duyan ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika -göstermelik- iyileştirme sözü verse de, İslami Kurtuluş Cephesi'nin (FİS) genel seçimleri ezici çoğunlukla kazanmasının ardından yapılan askeri darbenin izlerinin ülkeden tamamen silinmesi gerekiyor. Başta Cezayir'i uzun yıllar sömüren Fransa olmak üzere Batı'nın iki yüzlü politikalarını çok iyi bilen Cezayir halkı, Mısır ve Tunus halklarının ardından soylu bir devrime besmele çekmenin arefesindeler. Kıpırdanmaya başlayan Cezayir sokaklarından müjdeli bir haber bekliyoruz. 

Bir başka kanı kaynayan ülke ise Yemen. 30 yıllık diktatör Ali Abdullah Salih yönetimine karşı ayaklanan Yemen halkı, ülkeleri için bir şeyler yapmanın heyecanını yaşıyor. On yılların öfkesini içlerinde biriktiren binlerce yoksul Yemenli, cadde ve meydanları doldurarak, Mısır halkının açtığı yoldan gitmek istediklerini haykırmaya başladı. Yıllardır sessizliğe, zillete, yoksulluğa ve diktatörlüklere doğru düzgün ses çıkarmayan Arap halklarının devrimler çağına girmesi umut verici bir gelişme. Buna Cezayir ve Yemen halklarının da katılmasını önemsiyorum. Tunus halkı kıvılcım oldu, Mısır ateşi harladı, diğer halklar ateşi diri tutmak için harekete geçti. Ne diyoruz; 1-2-3 daha fazla devrim...

4 Şubat 2011 Cuma

Yemen halkına selam olsun!

Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da isyan ve devrim sesleri eksik olmuyor. Tunus ve Mısır'ın ardından Yemen halkı da 30 yıllık diktatör Ali Abdullah Salih yönetimine karşı ayaklandı. En bilindik türkümüzün öznesi olan Yemen, bize en uzak ülkelerden biri aslında. Haritadaki yerini bulmamız bile kolay değil. Ama biliyoruz ki, orada da halk, zalim bir diktatörün zulmü altında eziliyor. Uzun yılların öfkesini biriktiren on binlerce yoksul Yemenli, cadde ve meydanları doldurarak, Mısır halkının attığı sloganların aynısını atarak “halk, yönetimin değişmesini istiyor” şeklinde haykırmaya başladı. On yıllardır sessizliğe, zillete, yoksulluğa ses çıkarmayan Arap halklarının üzerlerindeki ölü toprağını silkelemeye başlaması umut verici bir gelişme. Buna Yemen halkının da katılmasını önemsiyorum.
Halkının öfkesinden korkan diktatör Ali Abdullah Salih ise parlamentoda yaptığı son konuşmasında yeniden cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ve oğlunu yerine getirmeyeceğini söyledi. Amerika'nın can dostu Salih'in can havliyle söylediği bu sözler iyi bir gelişme. Bunu önemsiyorum. Tunus halkı kıvılcım oldu, Mısır ateşi harladı, diğer halklar ateşi diri tutmak için harekete geçti. 1-2-3 daha fazla devrim...