filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2012 Cuma

"Kahrolsun İsrail" demek, en doğal hakkımızdır

Türkiye'de gündem farklı davalara kilitlense de, bugün Kayseri'de ilginç, ve bir o kadarda lüzumsuz bir dava görülüyor. Bilmiyorum haberiniz var mı; Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi'nde Kayseri Kaski Spor ile İsrail’in Maccabi Bnot takımları arasında oynanan EuroCUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında Filistin bayrakları açtıkları ve yine hep birlikte "Kahrolsun İsrail" şeklinde slogan attıkları gerekçesiyle 30 genç hakkında “Din, Dil, Irk, Etnik Köken, Cinsiyet Veya Mezhep Farkı Gözeterek Hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. Söz konusu davada 30 genç, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14/2 ve TCK'nun 53/1 maddelerinden 1 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmaktalar. 

Başbakan Erdoğan'ın dahi her fırsatta tepkisini gösterdiği işgalci ve terörist bir ülke hakkında en doğal hakları olan protestolarını yapan gençlerin bu şekilde cezalandırılmaları akıl ve izanla izah edilecek bir konu değil... Kim ne derse desin, bu ülkede bu davanın açılmış olması dahi utanç verici bir durum. Bu davayı açanları, bu davanın açılmasına göz yumanları kınıyorum. Ne mutlu ki; başta İstanbul olmak üzere bir çok ilden otobüsler dolusu Filistin dostu, dava açılan gençlere destek vermek için dün Kayseri'ye gitti. Tepkilerini mahkeme önünde gösterecekler. Umarım, bu dava başladığı gibi biter, bu utanç tiyatrosu beratla sonuçlanır.

İnsan onur ve haysiyetini ayakta tutan erdemli gençlerle aynı düşünceyi paylaşıyorum ve onlarla beraber tekrar haykırıyorum:  
Kahrolsun İsrail: Bebekleri ve sivilleri katlettiği için.
Kahrolsun İsrail: Filistin topraklarını işgal ettiği için.
Kahrolsun İsrail: Mescid-i Aksa’ya ve kutsallara saldırdığı için.
Kahrolsun İsrail: Kendi din ve ırkından olmayanları aşağı gördüğü için.
Kahrolsun İsrail: Din, dil, ırk farkı gözeterek her türlü zulmü yaptığı için.
Kahrolsun İsrail: Mavi Marmara’ya saldırdığı için.
Kahrolsun İsrail'in Yandaşları:  Zulme Ortak Oldukları İçin...

20 Ocak 2012 Cuma

Arakibli köylülerin şanlı direnişi

Arakib köyünü bilir misiniz? Bu köye dair bir şeyler duydunuz mu? Büyük ihtimalle Arakib ismini ilk kez burada okuyorsunuz. Bu kadar hızla değişen bir gündem içerisinde sesini duyurmaya çalışan Arakib köyü, Filistin'in 1948 yılında işgal edilen En-Nakab bölgesinde yer alıyor. Onu diğer köylerden ayıran en önemli özellik ise, İsrail'in bu köyü ortadan kaldırmayı kafasına koyması, elinden geleni yapması ancak Arakibliler'in de tüm bu yapılanlara karşı direnişi.  

İsrail, ağaçlandırma yapılacağı gerekçesiyle bu küçük Filistin köyünü 2 yıl içerisinde tam 34 kere yıktı... Arakib köyü tam 34 kez tarumar edildi. Buldozerler köydeki evleri tek tek yıkıyor ama köylüler köyü terk etmiyor. İsrail buldozerleri yıkım çalışmasını bitirdikten sonra yeniden toparlanan köylüler, derme-çatma da olsa evlerini yeniden inşa ediyorlar. İsrail, belirli zaman aralıklarında buldozerlerle köye baskın yapıp evleri tekrar yıkıyor. Bu işlem iki yıl içinde tam 34 kez tekrar etti. Ne köy sakinleri pes ediyor, ne de işgalci İsrail güçleri baskı, yıkım ve yıldırma politikalarından vazgeçiyor. Köylerinde 34. kez yıkım yapılmasına rağmen, evlerini yeniden yapacaklarını belirten Filistinli köylüler, Siyonist rejimin niyetini gayet iyi bildikleri için topraklarını hiçbir surette terk etmeyeceklerini söylüyorlar. Ne diyelim; İsrail'in topu tüfeği, buldozeri varsa Arakibliler'in de bitmek bilmeyen inadı, sabrı var. 

6 Aralık 2011 Salı

Ümmet iktidara yürüyor...

Ümmetin delikanlıları besmele çeke çeke, güle oynaya, emin adımlarla, halkların onayı ile ülkelerinin yönetimlerini birer birer devralıyor. Bu manzara karşısında şükretmemek, gözyaşı dökmemek, kalpten bir “Allahuekber” dememek nankörlüğün dik alası olur. Rahmetli Erbakan’ın 10 yıllar öncesinden en büyük hayali; İslam ülkelerinde halkın içinden, seçilerek gelenlerin kendi ülkelerini yönetme iradesi göstermeleri idi. İşte şimdi yaşadığımız bu günlerde, bu mübarek hayal hayata geçiyor... Mısır’daki seçimlerde Müslüman Kardeşler’in partisi her türlü kirli propagandaya rağmen halkın teveccühüne mazhar oluyor. Tunus’ta yılların NAHDA’sı sandıkları patlatıp birinci geliyor. Fas’ta Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti kurmaya hak kazanıyor. Bunların dışında Bosna’da Alija’nın gözbebeği SDA, Filistin’de Şeyh Ahmet Yasin’in HAMAS’ı, demokrasinin nimetlerinden en güzel şekilde faydalanıyor.

Bir zamanların “ham hayal” denilerek küçümsenen güzellikleri, şimdi sıradan başarılar olmaya başladı bile. Bu manzaraya inşallah en kısa zamanda Suriye İhvanı da, İran İhvanı da, Yemen, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan İhvanı da dahil olacak. 10 yıllardır tek adamların zulüm ve dikta yönetimi altında rahat yüzü görmeyen İslam ülkeleri, bir devrime besmele çeken özgürlük ve adalet hareketleri ile yeniden o özlemini duyduğu günlere kavuşacak. Buna olan inancımız kavi, duamız kavi, umudumuz kavi... Komplocuların, mezhepçi baykuşların, diktatör yardakçılarının ise canı cehenneme… 

1 Kasım 2011 Salı

İsrail İsrail'e karşı

Gündemimizi çokça işgal etmesine karşın İsrail-Filistin hattına dair bildiklerimiz, kulaktan dolma, eskimiş, sloganik bilgilerin ötesine geçmiyor ne yazık ki. Evet biliyoruz; Ortadoğu'da bir şeyler oluyor. Evet biliyoruz; İsrail işgalci bir devlet. Evet biliyoruz; Filistin toprakları işgal altında ama tüm bunların derinine dair bir fikrimiz ne yazık ki çok eksik. İsrail İsrail'e karşı adlı belgesel tam da böyle bir zamanda hızır gibi yetişti imdadımıza. TRT 2011 Belgesel Ödülleri Uluslararası Kategorisi’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanan Terje Carlssoon’un yönettiği belgesel, 40 yılı aşkın bir süredir devam eden işgal ve yasadışı yerleşmeye karşı duran Yahudi barış aktivistlerinin hikâyesini anlatıyor. Aslında belgeseli ilk duyduğumda yine bir İsrail oyunu ile karşı karşıya kaldığımızı sanıyordum ama TRT'de seyredince gözlerime inanamadım. Çünkü, gerçekten ne anlatmak istediğini bilen, lafı dolandırmadan söyleyen, İsrail'in o bildik yüzünü en çarpıcı haliyle gösteren harika bir belgesel vardı karşımda. Belgeselde, Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline son vermeye çalışan biri büyükanne, biri haham, biri anarşist ve biri de eski asker olan dört İsrailli'nin sıradışı mücadelesi anlatılıyordu. Belgeseli izlediğinizde, İsrailliler ile Filistinliler arasındaki gerilimi en uç noktasına iliklerinizde hissediyorsunuz. 

Belgesel'de, Batı Şeria’nın iç kesimlerinde yer alan Hebron’dan nefret görüntüleri insanın kanını donduruyor. Bölge, Filistin toprağı olmasına karşın burada 150 bin Filistinli ve 500 İsrailli yaşıyor. Ama her şey 500 İsrailli'nin yaşamasına uygun düzenlenmiş. Güvenlik anlamında İsrail’in kontrolündeki bölgede İsrailli çocuklar ‘Her yer İsrail, Arapları katledin’ sloganı atıp, Filistinli kadınlara tekme atıyor. Bazı çocuklar da yüksek noktalardan koca koca taşları yine Filistinliler’e atmaya çalışıyor. Belgeseli izlemediyseniz çok şey kaçırdınız demek. Mutlaka izleyin.  

18 Ekim 2011 Salı

Bugün Filistin'de bayram var

Genelde Ortadoğu, özelde ise Filistin'de bugün bayram vardı. İsrail zindanlarındaki bin 27 Filistinli, yıllar sonra özgürlüğüne kavuştu. Hamas, 5 yıl önce Filistin halkına karşı operasyon düzenleyen İsrail askeri Gilat Şalit'i esir almıştı. O günden bugüne tam 5 yıldır İsrail ile Filistin arasında pazarlıklar sürüyordu. Şalit'e karşılık kaç Filistinli'nin salıverileceği konusunda sıkı pazarlıklar yapıldı. 5 yıl boyunca Şalit'i küçücük Gazze'de bulamayan İsrail, nihayet Hamas'ın teklifini kabul etti ve İsrail zindanlarında tutulan bin 27 Filistinli, özgürlüğüne kavuştu. Özgürlüğüne kavuşanlar arasında 10 yıllardır ailesinden uzakta, ömrünü dört duvar arasında geçiren tutuklular da vardı. Gözü yaşlı aileler yakınlarını karşıladı bugün. Başta Gazze ve Batı Şeria olmak üzere tüm Filistin topraklarında bayram havası vardı. Ellerinde Filistin bayrakları ile yollara düşenler, Hamas'ın "takas" zaferini kutladı. Ama özgürlüğüne kavuşanlardan 40'ı ülke topraklarına adım atamadı... Onlar, İsrail ve Filistin dışında bir üçüncü ülkeye sürgüne gönderilecekler. Bunlardan 10 tanesi  Türkiye'ye gelecek. Hiç çekinmesinler, burukluk hissetmesinler. Hepsi bizim için değerli birer misafirdir. Bu topraklar onları da bağrına basacak. Özgür ve bağımsız Filistin devleti kurulana kadar da bizim misafirimiz olarak kalabilirler... 

24 Eylül 2011 Cumartesi

Filistin Rüyası gerçek olmalı

Bölgemizde yaşanan değişim Filistin sınırına ulaştı. Aylar süren olur mu olmaz mı tartışmaları nihayet dün son buldu ve Filistin Devleti'nin kurulması için ilk adım atıldı. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, Birleşmiş Milletler'e başvurusunu yaptı. Şimdi top BM'de. İsrail işgali altında devlet olma mücadelesi veren Filistinliler, tam 67 yıldır bu anı bekliyordu. İsrail'in tüm engellemesine, Amerika'nın tüm veto tehdidine rağmen üyelik başvurusu yapıldı. Kronik bir Filistin sevdalısı olarak Filistin'in başkenti Kudüs olan tam bağımsız bir devlet olma kararını destekliyorum. Umarım en kısa sürede bu emellerine ulaşırlar.

16 Eylül 2011 Cuma

Çarşı, İsrail'e karşı mı?

"Futbol asla sadece futbol değildir" önermesine yürekten inanan biriyim. Futbolun, kitleleri uyuşturup, uyuttuğu önermesini dikkate almakla birlikte, futbolun bunun dışında çok büyük bir "uyaran" olduğuna inanıyorum. Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığında, sadece biz değil, bu coğrafyanın tüm mazlumları sevinmişti. Türk Milli Takımı dünya üçüncüsü  olduğunda Filistin'den Bosna-Hersek'e kadar koca bir coğrafyanın insanları ayağa kalkmıştı. Gazze'de, Saraybosna'da, Şam'da Sana'da Türk milli takımının zaferleri sokaklarda kutlandı. İşte bu sebeple dün akşam İnönü'de oynanan Beşiktaş - Maccabi Telaviv maçına da salt bir futbol maçı olarak bakamadım. Filistin'in işgali ile kendisine bir ülke oluşturmaya çalışan, bunu da katliam üzerine katliam yaparak hayata geçiren İsrail, kurulduğu günden beri bölge halklarının nefretini üzerine çekmiş durumda. Mavi Marmara'ya yapılan baskın da bardağı taşıran son damla oldu. 

Maccabi'nin Türkiye'ye gelecek olmasını fırsat bilen Filistin dostları, İsrail'i protesto etmek için ele geçen böyle bir fırsatı kaçırmak istemedi. Ancak, herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için hayata geçirilen güvenlik tedbirleri abartılınca, Çarşı grubunun da kraldan çok kralcı bir tavra bürünmesiyle dün akşam stadda "dut yemiş bülbül" komedisi vardı. "Şehitler ölmez vatan bölünmez" haricinde dişe dokunur bir sloganın atılmamış olması bence utanılacak bir durumdur. İsrail'i protesto etmek için bilet alıp stada giren Filistin dostları, slogan atma teşebbüsünde bulununca Çarşı grubu tarafından susturuldu, tartaklandı. Allah'tan Beşiktaş 9 şehide karşılık atacağı 9 golün 5'ini bu maçta attı da yüreğimizi ferahlattı. Ancak Çarşı efsanesinin de çöküşü oldu bu maç. 

15 Eylül 2011 Perşembe

İHH yüz akımız, Mavi Marmara onurumuzdur

Palmer Raporu ile birlikte İsrail'in Mavi Marmara saldırısı da tekrar gündemimize girmiş oldu. 9 kişinin şehit edildiği saldırının hemen sonrası Türkiye'nin sergilediği refleksi yetersiz bulmuş birisi olarak aradan 1 yıldan fazla geçmiş bir olayın tekrar gündeme dahil edilmesi ve ardından İsrail ile ilişkilerin kopma noktasına vardırılmasını olumlu buluyorum. Ülke olarak bir kez daha İsrail'e karşı birlik olmanın, Filistin davasına sahip çıkmanın vermiş olduğu hazzı yaşıyorum. Fakat bu konuda canımızı sıkan, moralimizi bozan şeyler de olmuyor değil. Mesela Taraf gazetesinin Mavi Marmara mevzusunda gösterdiği tepkiselliği ne yazık ki anlayamıyorum. Özellikle Ahmet Altan ve Yıldıray Oğur'un bu konuda kaleme aldığı yazılar Filistin davasına gönül vermiş, Mavi Marmara'ya selam durmuş bizleri hayal kırıklığına uğrattı, üzdü, rahatsız etti. Mezkur yazılarda Mavi Marmara'daki aktivistlerin sorgulanması, İHH'nın yıpratılmaya çalışılması vicdanımızı kanattı. Terör Şebekesi İsrail'in yaptıkları ortadayken, bunların yazılıyor olmasına bir anlam veremedik. 

Bilmeyenler için bir kez daha tekrar edelim; İHH yüz akımız, Mavi Marmara onurumuzdur. Bunların hoyratça ve haksız bir şekilde eleştirilmesine gönlümüz rıza göstermez. Herkes haddini bilecek; söyleyecek söze, yazacak cümleye dikkat edecek.   

23 Temmuz 2011 Cumartesi

İslam dünyasının iki öksüz halkı

Tarihe not düşerek yaşamak gerekiyor şu günlerde. Her ne yapıyorsak bu eylemimiz dünya üzerinde bize ihtiyacı olan birilerine faydası olmalı. Bu yazıyı işte bu duygu ve düşüncelerle kaleme alıyorum. Yukarıdaki fotoğrafta ülkenin bayrağı görülüyor. İkisi de İslam dünyasının iki öksüz halkının bayrağı. Biri on yıllardır İsrail işgali altında yaşam mücadelesi veren, ilk kıblemiz Mescd-i Aksa'nın ev sahibi Filistin. Diğeri, on yıllardır Çin işgali altında inim inim inleyen ata toprağımız Doğu Türkistan. Terör şebekesi İsrail'in Gazze'de, Batı Şeria'da, Nablus'da neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Tüm gücümüzle, duyarlılığımızla İsrail'i tel'in etmeye, Filistin davasını sahiplenmeye devam ediyoruz. Ama aynı duyarlılık maalesef Doğu Türkistan için geçerli değil. İki yıl önce Doğu Türkistan'da şiddet olayları baş gösterdiğinde İHH Başkanı Bülent Yıldırım, "Doğu Türkistan'da Çin işgalinden bu yana 60 milyon insan hayatını kaybetti. Bu rakam Bosna'da, Irak'ta, Afganistan'da, Çeçenistan'da, Filistin'de ölenlerin on katı" demişti. "Bu saydığım ülkelere duyarlı olmaya çalışıyoruz ama ata yurdumuz Doğu Türkistan'a ne yazık ki bigane kalıyoruz." diye de eklemişti. Bu sözleri duyduğumda kendi adıma utanmıştım.

Uygur Türkleri'nin yaşadığı Doğu Türkistan topraklarından bugünlerde yine şiddet, kavga, terör ve ölüm haberleri geliyor. Gözünü kan bürüyen Çin, çekik gözlü kardeşlerimize karşı yine sistematik işkence uyguluyor. Bu zor günlerinde elimizden fazla bir şey gelmese de, Doğu Türkistan halkının yanında olduğumuzu her platformda vurgulamalıyız. Yukarıdaki fotoğraf evimin balkonundan bir kare. Ay Yıldızlı Filistin bayrağını İsrail'in Gazze'ye saldırısı sırasında Levent'teki İsrail konsolosluğu önündeki eylemlerin birinde almıştım. Hikayesini daha önce Her eylem yeniden diriltir beni adıyla yazmıştım. Diğer Ay Yıldızlı gök bayrağı ise 2 sene önceki olaylar esnasında İHH'dan temin etmiştim. Ümmetin bu iki öksüz halkının bayrağı benim balkonumda İsrail'e ve Çin'e karşı yan yana asılı kaldı. İkisi de aynı rüzgarda dalgalandı, aynı güneşte parladı. Dünya milletleri tarafından tanınmayan, kendi ülke topraklarının olduğu kabul edilmeyen Filistin ve Doğu Türkistan halkının bu haklı davalarında her daim yanlarındayız. Bu böyle biline...  

9 Temmuz 2011 Cumartesi

İsrail Köpekleşmenin tarihini yazmaya devam ediyor.

Her geçen gün insanlıktan çıkma şansını deneyen ve bunu başaran Terör Şebekesi İsrail'in şu sıralar tek derdi Gazze'ye kimseyi sokmamak. Özgürlük Filosu'na katılan gemileri tek tek ekarte etti. Ajanları vasıtasıyla yardım gemilerine sabotajlar düzenledi. Ekonomik darboğazda olan Yunanistan'ı şantajla yanına çekerek filonun, Yunan limanlarından ayrılmasına engel oldu. Denizden Gazze'ye ulaşamayacaklarını gören barış eylemcileri havayolunu denemek istedi ama bu kez yine İsrail'in soğuk yüzü ile karşılaştı. Hiç bir Avrupa ülkesi, tek dertleri Gazze'deki insanlık dışı ablukanın kaldırılması olan bu eylemcileri, uçaklara almadı. İsrail yine sözünü dinletti. Ama artık bıçak kemiğe dayanıyor. Dünyanın başının belası şımarık çocuk İsrail, bu şekilde güvende olamayacağını iyi bilmeli. Tam bağımsız Filistin devleti kurulana kadar İsrail'e rahat yok...

1 Temmuz 2011 Cuma

Raid Salah Filistin'dir...

İlk kıblemiz, ilk göz ağrımız Mescid-i Aksa'nın muhafızı. Mavi Marmara aktivisti. Filistin'deki son Osmanlı. Yüzünden tebessümü eksik etmeyen yürekli bir Müslüman. Raid Salah... Terör Şebekesi İsrail'in uykularını kaçırdığı için konferans vermeye gittiği İngiltere'de, hiç bir gerekçe gösterilmeden tutuklandı. 4 gündür esir. Özgürlük Filosu'na peş peşe yapılan sabotajların ardından, bu kez Raid Salah'ın gözaltına alınması, adeta Gazze'ye sahip çıkan Filistin dostlarına bir gözdağı niteliğinde. Dün ve bugün, Filistin dostları, Salah'a destek vermek için İngiltere'nin İstanbul konsolosluğu önündeydi; Filistin bayrakları açıldı, sloganlar atıldı. 

İsrail ve onun emrindeki İngiltere bilsin ki; Raid Salah bir an önce serbest bırakılmalı ve ona karşı yapılan bu hasmane tutumdan dolayı da hem ondan hem de tüm Filistin dostlarından özür dilenmeli. Unutulmasın ki; Raid Salah Filistin'dir. Filistin tüm bir dünya...  

30 Haziran 2011 Perşembe

İsrail için tehlike çanları çalıyor

İsrail işgali altındaki Filistin toprağı Gazze'ye insani yardım götürmek ve Gazze'de yaşanan insanlık dramını tüm dünyaya duyurmak için yola çıkmaya hazırlanan 2. Özgürlük Filosu İsrail'in ödünü koparmaya devam ediyor. Türkiye'nin aradan çekilmesi ile Yunanistan'ın ev sahipliğinde yola çıkacak olan filoya şimdiye kadar yapılmayan kalmadı. Her türlü kirli istihbarat, şantaj ve tehdidi devreye sokan İsrail, önce internete şantaj ve iftira videoları yükleyerek uluslar arası camianın filoya olan bakışını olumsuza çevirmeye çalıştı. Şimdi de gemilere sabotaj düzenlemeye başladı. Önce bir İsveç gemisi, kimliği belirsiz kişilerce sabotaja uğradı. Şimdi de bir Yunan gemisi daha pervaneleri kırılarak, kabloları kesilerek ekarte edildi. Organizatörler İsrail istihbarat örgütü Mossad'tan şüpheleniyor. 

Terör Şebekesi İsrail, ne kadar uğraşırsa uğraşsın tek bir gemi dahi kalsa bu filo yoluna devam edecek. Milyonların duası, iyi niyeti, cesareti, umudu bu filonun arkasında. Gemiler Filistin'e doğru ilerledikçe, İsrail için tehlike çanları da çalmaya devam edecek. Çünkü bu pespaye işgal, gün gün eriyip bitecek... 

3 Haziran 2011 Cuma

Mescid-i Aksa'yı bu esaretten kurtaracağız

İlk kıblemiz, ilk göz ağrımız, ilk sığınağımız. 1967'den beri işgal atında. Mahzun, garip ve yalnız. Mangalda kül bırakmamaya yeminliyiz ancak mangal da bitti kül de... Şimdi daha fazlasına ihtiyacımız var. İsrail işgalini sonlandırıp namusumuz dediğimiz Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturmalıyız. "Bu Filistinlileri, dolayısıyla Arapları ilgilendirir" diyemeyiz. O topraklar Ümmetin ortak yitiği. O toprakların incisi de Mescid-i Aksa'dır. Onun bizlere, Müslümanlara, söyleyecek sözü olanlara çok ihtiyacı var. Şimdilerde eli silahlı İsrail vatandaşları, avlusunda ayin yaparak bölgeyi ateşe verecek lüzumsuzluklara girişiyor. Mavi Marmara'nın seferine az bir süre kala İsrail'in provokatif hareketlerden kaçınması kendi yararına olur. Çünkü, ümmet her şeyin fakında ve ya Sabır çekmekle meşgul... 

2 Haziran 2011 Perşembe

Taksim'in bize gösterdiği istikamet

Bu millet koca bir alkışı ve esaslı bir duayı hak ediyor. Çünkü bu millet, onuruna sahip çıkmanın, Mavi Marmara'ya sahip çıkmanın, Filistin davasını sahiplenmenin esaslarını Pazartesi akşamı layıkıyla yerine getirdi. Kadını erkeği, genci yaşlısı, sağcısı solcusu Taksim'de buluşup İsrail işgaline ve aldatmacasına karşı güzel bir birliktelik sergiledi. Mavi Marmara direnişinin yıldönümünde, Taksim'den Gazze'ye yürekten bir selam gönderdi. Filistin davasını savunmaktan kim cayarsa caysın, bu toprakların evlatları ayakları sabit, dim dik duracaklar ve Mescid-i Aksa'yı savunmaktan geri kalmayacaklar. Taksim'deki on binleri gördükten sonra bu konuda hiç bir şüphem kalmadı.

31 Mayıs 2011 Salı

Taksim'den Gazze'ye direnişe bin selam

Dün gece Taksim'deydik... Şanlı Mavi Marmara direnişinin yıldönümünde on binlerce Filistin sevdalısına eşlik ettik. İstiklal Caddesi boydan boya Filistin rengine boyandı. Ellerimizde meşalelerimiz, fenerlerimiz, bayraklarımız Tünel'den Taksim'e uzun bir yürüyüş gerçekleştirdik. "Mavi Marmara insanlığın onuru" diye slogan attık. "Katil İsrail Filistin'den defol" dedik. Sanırım Taksim uzun zamandır böyle bir kalabalık görmemişti. Elhamdulillah... 


Amel Mathlouthi'den gelsin; Naci En Palestina:  http://fizy.com/#s/1lu8k7



30 Mayıs 2011 Pazartesi

Geçen yıl bugün "bir çocuk adam gibi öldü"

Furkan Doğan 
1991-2010

Kokla şair bu taşı Gazze'den getirdim
Bu görmüş olduğun kurşun 
Filistin'in göğsünden çıktı
Sen Oğuz Atay'da yüzerken
İntihar yeyip intihar kusarken
Bir çocuk adam gibi öldü.

[Hakan Albayrak]

29 Mayıs 2011 Pazar

Gazze'ye "Refah" geldi

Filistin halkının sabrı ve direnişi ile Arap Baharı'nın motivasyonu, meyvelerini vermeye devam ediyor. Güzel haberler ardı ardına geliyor. Ne zamandır açılması için seferber olduğumuz, 4 yıldır kapalı olan Refah Sınır Kapısı nihayet ardına kadar açıldı. Gazzeliler'in dünyaya açılan tek kapısı olan bu sınır, bir devrin bittiğini de resmen göstermiş oldu. İsrail ve ABD'nin can dostu Mübarek'in devrilmesi sadece Mısır için değil, en başta Filistinliler olmak üzere tüm bölge halkları için olumlu bir gelişme oldu. Biliyoruz ki; bu daha başlangıç. Daha ne güzel haberler alacağız. Ok yaydan çıktı bir kere... Selam olsun Tahrir'den esen rüzgara, umudu büyüten Mısırlıya, direnişten yılmayan Filistinliye...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Pazartesi akşamı Taksim'deyiz

Bu toprakların görüp göreceği en fiyakalı eylemdir; "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" diyerek Gazze'ye doğru yola çıkan özgürlük filosu. Hele içlerinde bir gemi vardır ki; Nuh'un kendi elleriyle inşa edip insanlığa armağanıdır adeta. Terör şebekesi İsrail'in uykularını kaçıran bu gemi tamir edildi, onarımdan geçti. Şimdi bir kez daha yola çıkacak. Bir kez daha İsrail'in kalbine korku salacak. O gazi gemi yola çıkmadan önce, hem şanlı 31 Mayıs direnişini hem de 9 şehidimizi anacağız. 30 Mayıs Pazartesi akşamı saatlerimiz 21:30'u gösterdiğinde ellerimizde meşalelerimiz, fenerlerimiz ve Filistin bayrakları ile Taksim'de olacağız. "Senden korkmuyoruz İsrail, senden ve senin çapulcularından!" diye haykıracağız. Filistin davasına sahip çıktığımızı, Filistinlilerin yalnız olmadığını tüm dünyaya göstereceğiz. 

Haydi! Bu muhteşem eyleme destek verelim. Pazartesi akşamımızı Filistin'e ayıralım. O gece evimize geç gidelim. Eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı, komşumuzu kolundan tutup Taksim'e getirelim. Hedef 100 Bin Filistin sevdalısı...  

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Mavi Marmara yoluna devam ediyor


 
Tunuslu sanatçı Amel Mathlouthi'nin Filistin'e adadığı muhteşem şarkısı. Mavi Marmara'ya
ve onun yiğitlerine  ithaf olsun...