mavi marmara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mavi marmara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2012 Cuma

"Kahrolsun İsrail" demek, en doğal hakkımızdır

Türkiye'de gündem farklı davalara kilitlense de, bugün Kayseri'de ilginç, ve bir o kadarda lüzumsuz bir dava görülüyor. Bilmiyorum haberiniz var mı; Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi'nde Kayseri Kaski Spor ile İsrail’in Maccabi Bnot takımları arasında oynanan EuroCUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında Filistin bayrakları açtıkları ve yine hep birlikte "Kahrolsun İsrail" şeklinde slogan attıkları gerekçesiyle 30 genç hakkında “Din, Dil, Irk, Etnik Köken, Cinsiyet Veya Mezhep Farkı Gözeterek Hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. Söz konusu davada 30 genç, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14/2 ve TCK'nun 53/1 maddelerinden 1 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmaktalar. 

Başbakan Erdoğan'ın dahi her fırsatta tepkisini gösterdiği işgalci ve terörist bir ülke hakkında en doğal hakları olan protestolarını yapan gençlerin bu şekilde cezalandırılmaları akıl ve izanla izah edilecek bir konu değil... Kim ne derse desin, bu ülkede bu davanın açılmış olması dahi utanç verici bir durum. Bu davayı açanları, bu davanın açılmasına göz yumanları kınıyorum. Ne mutlu ki; başta İstanbul olmak üzere bir çok ilden otobüsler dolusu Filistin dostu, dava açılan gençlere destek vermek için dün Kayseri'ye gitti. Tepkilerini mahkeme önünde gösterecekler. Umarım, bu dava başladığı gibi biter, bu utanç tiyatrosu beratla sonuçlanır.

İnsan onur ve haysiyetini ayakta tutan erdemli gençlerle aynı düşünceyi paylaşıyorum ve onlarla beraber tekrar haykırıyorum:  
Kahrolsun İsrail: Bebekleri ve sivilleri katlettiği için.
Kahrolsun İsrail: Filistin topraklarını işgal ettiği için.
Kahrolsun İsrail: Mescid-i Aksa’ya ve kutsallara saldırdığı için.
Kahrolsun İsrail: Kendi din ve ırkından olmayanları aşağı gördüğü için.
Kahrolsun İsrail: Din, dil, ırk farkı gözeterek her türlü zulmü yaptığı için.
Kahrolsun İsrail: Mavi Marmara’ya saldırdığı için.
Kahrolsun İsrail'in Yandaşları:  Zulme Ortak Oldukları İçin...

16 Eylül 2011 Cuma

Çarşı, İsrail'e karşı mı?

"Futbol asla sadece futbol değildir" önermesine yürekten inanan biriyim. Futbolun, kitleleri uyuşturup, uyuttuğu önermesini dikkate almakla birlikte, futbolun bunun dışında çok büyük bir "uyaran" olduğuna inanıyorum. Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığında, sadece biz değil, bu coğrafyanın tüm mazlumları sevinmişti. Türk Milli Takımı dünya üçüncüsü  olduğunda Filistin'den Bosna-Hersek'e kadar koca bir coğrafyanın insanları ayağa kalkmıştı. Gazze'de, Saraybosna'da, Şam'da Sana'da Türk milli takımının zaferleri sokaklarda kutlandı. İşte bu sebeple dün akşam İnönü'de oynanan Beşiktaş - Maccabi Telaviv maçına da salt bir futbol maçı olarak bakamadım. Filistin'in işgali ile kendisine bir ülke oluşturmaya çalışan, bunu da katliam üzerine katliam yaparak hayata geçiren İsrail, kurulduğu günden beri bölge halklarının nefretini üzerine çekmiş durumda. Mavi Marmara'ya yapılan baskın da bardağı taşıran son damla oldu. 

Maccabi'nin Türkiye'ye gelecek olmasını fırsat bilen Filistin dostları, İsrail'i protesto etmek için ele geçen böyle bir fırsatı kaçırmak istemedi. Ancak, herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için hayata geçirilen güvenlik tedbirleri abartılınca, Çarşı grubunun da kraldan çok kralcı bir tavra bürünmesiyle dün akşam stadda "dut yemiş bülbül" komedisi vardı. "Şehitler ölmez vatan bölünmez" haricinde dişe dokunur bir sloganın atılmamış olması bence utanılacak bir durumdur. İsrail'i protesto etmek için bilet alıp stada giren Filistin dostları, slogan atma teşebbüsünde bulununca Çarşı grubu tarafından susturuldu, tartaklandı. Allah'tan Beşiktaş 9 şehide karşılık atacağı 9 golün 5'ini bu maçta attı da yüreğimizi ferahlattı. Ancak Çarşı efsanesinin de çöküşü oldu bu maç. 

15 Eylül 2011 Perşembe

İHH yüz akımız, Mavi Marmara onurumuzdur

Palmer Raporu ile birlikte İsrail'in Mavi Marmara saldırısı da tekrar gündemimize girmiş oldu. 9 kişinin şehit edildiği saldırının hemen sonrası Türkiye'nin sergilediği refleksi yetersiz bulmuş birisi olarak aradan 1 yıldan fazla geçmiş bir olayın tekrar gündeme dahil edilmesi ve ardından İsrail ile ilişkilerin kopma noktasına vardırılmasını olumlu buluyorum. Ülke olarak bir kez daha İsrail'e karşı birlik olmanın, Filistin davasına sahip çıkmanın vermiş olduğu hazzı yaşıyorum. Fakat bu konuda canımızı sıkan, moralimizi bozan şeyler de olmuyor değil. Mesela Taraf gazetesinin Mavi Marmara mevzusunda gösterdiği tepkiselliği ne yazık ki anlayamıyorum. Özellikle Ahmet Altan ve Yıldıray Oğur'un bu konuda kaleme aldığı yazılar Filistin davasına gönül vermiş, Mavi Marmara'ya selam durmuş bizleri hayal kırıklığına uğrattı, üzdü, rahatsız etti. Mezkur yazılarda Mavi Marmara'daki aktivistlerin sorgulanması, İHH'nın yıpratılmaya çalışılması vicdanımızı kanattı. Terör Şebekesi İsrail'in yaptıkları ortadayken, bunların yazılıyor olmasına bir anlam veremedik. 

Bilmeyenler için bir kez daha tekrar edelim; İHH yüz akımız, Mavi Marmara onurumuzdur. Bunların hoyratça ve haksız bir şekilde eleştirilmesine gönlümüz rıza göstermez. Herkes haddini bilecek; söyleyecek söze, yazacak cümleye dikkat edecek.   

6 Eylül 2011 Salı

İsrail ya değişecek ya yıkılacak

Mavi Marmara baskını ile kendi ipini çekme başarısı gösteren İsrail, gün geçtikçe yalnızlaşıp saldırganlaşıyor. Kendini uluslararası hukuktan azade gören İsrail, bugüne kadar her yaptığı sineye çekilen, görmezden gelinen bir ülke olarak yaşadı. Ama artık bu yolun çıkmaz sokak olduğu ortaya çıktı. BM dahil bir çok uluslararası kuruluşun İsrail'e karşı takındığı müsamahakar ve müşfik tavrın sonuna gelindiğinin herkes farkında. 31 Mayıs 2010'dan bugüne kadar İsrail'in yaptığı yanlışın farkına varması ve Türkiye'nin özür ve tazminat taleplerine olumlu yaklaşması bekleniyordu. Ama İsrail, kurulduğundan beri üzerinde taşıdığı "şımarık çocuk" tavrından vazgeçmeyeceğini gösterdi. Şimdi yeni bir döneme girildiği çok açık. Türkiye; BM ve Lahey Adalet Divanı nezdinde İsrail'e karşı yeni bir planı hayata geçirmeye başladı. İsrail, çevresindeki ülkelerde meydana gelen değişimi görmemekte direndi. Arap Baharı'nın kendisine sunduğu değişim avansını elinin tersi ile itti. Normal bir ülke olma fırsatını Türkiye'yi kızdırma pahasına kabul etmedi. İsrail için sonun başlangıcına açılan kapı ardına kadar aralanmış oldu. 

Peki şimdi ne olacak? İsrail ne kadar ayak direrse diresin, eski İsrail değil artık. Arap dünyası demokrasi yolunda büyük mesafe katederken Ortadoğu'nun kalbinde yabancı bir madde yalnızlığı içerisinde yaşayamaz. Ya bu değişime ayak uydurup; işgal ettiği Filistin topraklarından çekilecek, komşularıyla iyi geçinip uluslararası hukuka boyun eğecek. Ya da tüm dünyanın nefretini kazanmaya devam edip, herkesin beklediği sona adım adım ulaşıp yıkılacak. Tecih sırası İsrail'de...    

17 Haziran 2011 Cuma

Filo'ya katılan bütün gemiler Mavi Marmara'dır...

Dünyanın onuru Mavi Marmara gemisi ne yazık ki Gazze'ye gidemeyecek. İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım'ın açıladığı gerekçe; teknik yetersizlik. İsrail askerlerinin saldırısına uğrayan ve sonrasında acımasızca tahrip edilen Mavi Marmara, onarımı tamamlanamadığı için 2. Filo'ya yetiştirilemedi... 

Bu yeni gelişme, kimsenin beklemediği bir durum aslında. İsrail'i boşa çıkaran, afallatan, geren bir durum. Çünkü İsrail, bütün propagandasını Mavi Marmara'nın engellenmesi üzerine yapıyordu. Mavi Marmara yola çıkamıyor ama en az 10 gemi Haziran sonu Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden Gazze'ye doğru yola çıkacak. İsrail, Mavi Marmara'nın gelişine ayarlamıştı kendini. Gözü aydın, şimdi 10 Mavi Marmara geliyor. 
Ne diyelim; Mavi Marmara yine yaptı yapacağını "Filistin'e selam, İsrail'e nanik" dedi...

3 Haziran 2011 Cuma

Mescid-i Aksa'yı bu esaretten kurtaracağız

İlk kıblemiz, ilk göz ağrımız, ilk sığınağımız. 1967'den beri işgal atında. Mahzun, garip ve yalnız. Mangalda kül bırakmamaya yeminliyiz ancak mangal da bitti kül de... Şimdi daha fazlasına ihtiyacımız var. İsrail işgalini sonlandırıp namusumuz dediğimiz Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturmalıyız. "Bu Filistinlileri, dolayısıyla Arapları ilgilendirir" diyemeyiz. O topraklar Ümmetin ortak yitiği. O toprakların incisi de Mescid-i Aksa'dır. Onun bizlere, Müslümanlara, söyleyecek sözü olanlara çok ihtiyacı var. Şimdilerde eli silahlı İsrail vatandaşları, avlusunda ayin yaparak bölgeyi ateşe verecek lüzumsuzluklara girişiyor. Mavi Marmara'nın seferine az bir süre kala İsrail'in provokatif hareketlerden kaçınması kendi yararına olur. Çünkü, ümmet her şeyin fakında ve ya Sabır çekmekle meşgul... 

2 Haziran 2011 Perşembe

Taksim'in bize gösterdiği istikamet

Bu millet koca bir alkışı ve esaslı bir duayı hak ediyor. Çünkü bu millet, onuruna sahip çıkmanın, Mavi Marmara'ya sahip çıkmanın, Filistin davasını sahiplenmenin esaslarını Pazartesi akşamı layıkıyla yerine getirdi. Kadını erkeği, genci yaşlısı, sağcısı solcusu Taksim'de buluşup İsrail işgaline ve aldatmacasına karşı güzel bir birliktelik sergiledi. Mavi Marmara direnişinin yıldönümünde, Taksim'den Gazze'ye yürekten bir selam gönderdi. Filistin davasını savunmaktan kim cayarsa caysın, bu toprakların evlatları ayakları sabit, dim dik duracaklar ve Mescid-i Aksa'yı savunmaktan geri kalmayacaklar. Taksim'deki on binleri gördükten sonra bu konuda hiç bir şüphem kalmadı.

31 Mayıs 2011 Salı

Taksim'den Gazze'ye direnişe bin selam

Dün gece Taksim'deydik... Şanlı Mavi Marmara direnişinin yıldönümünde on binlerce Filistin sevdalısına eşlik ettik. İstiklal Caddesi boydan boya Filistin rengine boyandı. Ellerimizde meşalelerimiz, fenerlerimiz, bayraklarımız Tünel'den Taksim'e uzun bir yürüyüş gerçekleştirdik. "Mavi Marmara insanlığın onuru" diye slogan attık. "Katil İsrail Filistin'den defol" dedik. Sanırım Taksim uzun zamandır böyle bir kalabalık görmemişti. Elhamdulillah... 


Amel Mathlouthi'den gelsin; Naci En Palestina:  http://fizy.com/#s/1lu8k7



26 Mayıs 2011 Perşembe

Pazartesi akşamı Taksim'deyiz

Bu toprakların görüp göreceği en fiyakalı eylemdir; "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" diyerek Gazze'ye doğru yola çıkan özgürlük filosu. Hele içlerinde bir gemi vardır ki; Nuh'un kendi elleriyle inşa edip insanlığa armağanıdır adeta. Terör şebekesi İsrail'in uykularını kaçıran bu gemi tamir edildi, onarımdan geçti. Şimdi bir kez daha yola çıkacak. Bir kez daha İsrail'in kalbine korku salacak. O gazi gemi yola çıkmadan önce, hem şanlı 31 Mayıs direnişini hem de 9 şehidimizi anacağız. 30 Mayıs Pazartesi akşamı saatlerimiz 21:30'u gösterdiğinde ellerimizde meşalelerimiz, fenerlerimiz ve Filistin bayrakları ile Taksim'de olacağız. "Senden korkmuyoruz İsrail, senden ve senin çapulcularından!" diye haykıracağız. Filistin davasına sahip çıktığımızı, Filistinlilerin yalnız olmadığını tüm dünyaya göstereceğiz. 

Haydi! Bu muhteşem eyleme destek verelim. Pazartesi akşamımızı Filistin'e ayıralım. O gece evimize geç gidelim. Eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı, komşumuzu kolundan tutup Taksim'e getirelim. Hedef 100 Bin Filistin sevdalısı...  

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Mavi Marmara yoluna devam ediyor


 
Tunuslu sanatçı Amel Mathlouthi'nin Filistin'e adadığı muhteşem şarkısı. Mavi Marmara'ya
ve onun yiğitlerine  ithaf olsun...

10 Mayıs 2011 Salı

Mavi Marmara'da yerinizi ayırttınız mı?

Gazi Mavi Marmara bir kez daha yollara düşüyor. Vicdan, tarih, sorumluluk, heyecan yeniden hayat buluyor. Terör Şebekesi İsrail'in Gazze'de uyguladığı ambargoya dikkat çekmek için 2. Özgürlük Filosu bir kez daha kutlu bir yolculuğa hazırlanıyor. Filonun yola çıkacağının duyurulmasının ardından ilk 4 gün içerisinde 5 bin başvuru yapılmış. İHH'dan aldığımız biligilere göre başvurular yoğun bir şekilde devam ediyor. Taleplerin karşılanması için bütün illere toplam 250 bin başvuru formu gönderilmiş. Hedef ise; ''1 Miyon'' başvuru. Yani 1 Milyon Furkan Doğan, 1 Milyon Cevdet Kılıçlar, 1 Milyon Necdet Yıldırım, 1 Milyon Ali Haydar Bengi,  1 Milyon Cengiz Akyüz, 1 Milyon Fahri Yaldız, 1 Milyon Cengiz Songür, 1 Milyon Çetin Topçuoğlu, 1 Milyon İbrahim Bilgen gidiyor bu kez Gazze'ye... Kayıt için acele etmek lazım; www.ihh.org.tr

5 Şubat 2011 Cumartesi

Dualarımız Uğur Süleyman Söylemez ağabey için...

Şanlı Mavi Marmara Direnişçilerinden Uğur Süleyman Söylemez ağabeyimiz hala hastanede. Uğur Süleyman, 31 Mayıs gecesi, Mavi Marmara'da İsrail askerleri tarafından şiddet gördü, ağır yaralandı. 9 arkadaşını şehit veren Uğur ağabey, şimdi Ankara'da evinde yaşam mücadelesi veriyor. Dualarımız Uğur Süleyman Söylemez'in şifa bulması için olsun. Burada, www.dunyabizim.com'dan Özlem Şahin Ermiş'in Uğur ağabeyin eşi Tuba Söylemez ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz.

O baştan ayağa Filistin oldu!
Ankara'dan Mavi Marmara gazisi aktivist Uğur Süleyman Söylemez'in eşi ile konuştuk. Uğur Süleyman Bey hala tedavi görüyor.
Birçok ideali vardı. Bunlardan biri de mazlum Filistin halkına yardım edebilmekti. Bunun için yola çıktı. Ve o yolundan dönmeyen olarak evine döndü. Şu an hala aynı yolda mücadele vermeye devam ediyor. Onunla birlikte ailesi de sabır sınavı veriyor. 8 aydır yattığı hastaneden yapılacak bir şey olmadığı için taburcu edildi. Evinde ailesi tarafından bakılıyor. Dönüş sürecinde yaşadıklarını eşi Tuba Hanıma sordum.

Lütfen dualarınızda unutmayın
Uğur Süleyman Söylemez
Uğur ağabey Mavi Marmara'ya binmeden önce
"Öncelikle şunu söylemek isterim. Allah'a şükür hiçbir isteğimiz, ihtiyacımız yoktur. Tek bir şey harici DUA… Bu doğrultuda gündemde kalmasını istiyorum Süleyman Beyin. İnsanlar unutmasınlar dualarını ulaştırsınlar bize.
Bizim yaşadıklarımız tüm insanlar tarafından bilinsin, acılarımızın an be an taptaze kaldığı. Diğer yaralılar iyileşti, normal yaşantılarına bazı eksikliklerle de olsa devam ediyorlar. Biz ise onunla her an İsrail’in yaptığı zulmü yaşıyoruz. Unutmamıza imkân yok, yanı başımızda bir abide gibi duruyor. Eşimin unutulmamasını isteme sebebim ne odur, ne de bizim yaşadıklarımız. Bizim yaşadıklarımız nezdinde Filistin'in durumunun bilinmesi gündemde tutulmasıdır. Çünkü Süleyman Bey de bunun için yola çıkmıştı. Hala o yolda yürümeye devam ediyor.

Filistin evlerinden bir ev
Gitmeden önce şöyle konuşmuştuk. O gidecek, görecek ve Filistin’in durumunu bize anlatacaktı. Sözünü tuttu, hem de fazlasıyla. Gitti yaşadı ve Filistin’i buraya getirdi. Şimdi ben de Filistinli oldum. Evimiz de Filistin’deki sıradan evlerden biri oldu. İsrail zulmü bizim evimizde de yaşanıyor.
Bu olaydan önce boykotlar yapar, protesto mitinglerine, eylemlere katılırdık. Ve yapabileceğimiz her şeyi yaptık zanneder evimize gönül rahatlığıyla dönerdik. Yapmamışız. Meğerse biz Filistin’i hiç anlayamamış, destekleyememişiz. Bunu yazık ki bugün anlıyorum.
Protestolar mitingler yapılıyor. Sonra herkes kendi hayatına dünyasına dönüyor, her şeyi unutuyor. Oysa biz şimdi acıyı zulmü yaşamaya devam ediyoruz. Öncesinde hammışım şimdi piştiğimi anlıyorum. İnsanları daha iyi tanıdım. Hatta kendimi daha iyi tanıdım.

Dünyanın her tarafından ve Türkiye’den ziyarete geliyorlar.
Filistin’den İsmail Haniye’nin yardımcıları geldi. 8 ayda ilk duyduğum anda dahi hiç ağlamamıştım. İlk defa Filistin’den gelenlerle birlikte ağladım. Çünkü onlarla aynı acıları yaşıyorduk. Filistin’de bu durumda olan binlercesi var dediler. Ben onların acısına onlarsa benim acıma ağlıyordu. İsmail Haniye’nin imzasını taşıyan Filistin kaşkolunu eşimin başucuna astım.
Uğur Süleyman Söylemez
Uğur ağabey şimdi dualarımızı bekliyor
Sekiz ay öncesine kadar ben eşime Allah'ın emanetiydim, şimdi ise o bana Allah'ın emaneti. O benim için çok kıymetli. Her gün şükrediyorum."

Başka soru yöneltmeye cesaret edemedim. Bu atmosferde soruların ne anlamı vardı ki… Tuba hanımın gözlerindeki ifadeden ve dimdik duruşundan, şükründen her şey okunuyor. Tuba hanım başlı başına, sinmemiş bir mücadele eri olarak, örnek teşkil ediyor.

24 Ocak 2011 Pazartesi

İsrail'in Mavi Marmara Raporu


İsrail nihayet kendini aklamayı kafasına koyduğu Mavi Marmara baskınına ait raporu açıkladı. Rapor, baştan sona çarpıtma, utanmazlık ve karartma ile dolu. İsrail hükumeti tarafından kurulan komisyonun Mavi Marmara baskınına ilişkin raporunda gemiye çıkan askerlerin kendilerini savundukları, insan haklarına uygun hareket ettikleri, uluslararası hukuku çiğnemeden 308 kurşun atarak 9 kişiyi “yerinde ve ölçülü şekilde” öldürdükleri belirtildi. İsrail ne yaparsa yapsın, hangi raporu kime hazırlatırsa hazırlatsın insanlık suçu işlemiştir ve cezasını çekmelidir.

Eski İsrail Anayasa Mahkemesi yargıcı Yaakov Turkel'in komisyon başkanlığında hazırlanan 296 sayfalık rapor, İHH başkanı Bülent Yıldırım'a göre, İsrail halkını kandırmak için hazırlandı ve derhal çöpe atılmalı.