2 Ayda bir yayınlanan Edebiyat Hareket ve Özeleştiri dergisi Kurtuba'nın internet sitesi şimdi sık güncellenen, gündeme dair esaslı yazı ve yorumların yer aldığı bir platform haline geldi. Dostum Selman Maltaş'ın gayretleri ile Kurtuba, her gün yeni bir umut, yeni bir heyecan ve yeni bir gayretle bize dair önemli şeyler söylüyor. Kanımızı kaynatan Arap Baharı'ndan, aklımızı karıştıran 12 Haziran seçimlerine kadar bir çok konuda gözden kaçan ayrıntılara dikkatimizi çekiyor. "Katı olan her şeyin buharlaştığı" şu amansız zamanlarda hakikate işaret eden yazılara olan ihtiyacımıza cevap oluyor Kurtuba. Güneşin her doğuşunda kendini yenileyen, her sabah namazı sonrası yeni bir devrime besmele çeken, arkadaş milliyetçiliğini önemseyen bu site, takip edilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Kurtuba'ya selam, okumaya devam...
selman maltaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selman maltaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mayıs 2011 Pazartesi
20 Nisan 2011 Çarşamba
Kurtuba 8 kitapçılarda...
Edebiyat Hareket ve Özeleştiri dergisi Kurtuba'nın 8. sayısı çıktı. Selman Maltaş editörlüğünde yayınlanan derginin bu sayısı Arap devrimleri ve Necmettin Erbakan'a ayrılmış. “Unutma! Allah’ın da bir planı var” sloganının yer aldığı kapakta ki Andlaşma yazısında, Arap dünyasında yaşanan devrimler konusunda nasıl bir tavır alınması gerektiğine vurgu yapılıyor. Cesur Küçük, E. Fatih Bilge, Yavuz Akengin, Cengiz Yalçınkaya, Salih Demirhan, Ahmet Tek, Cihad Meriç, Yunus Emre Oruç, Yusuf Korkmaz, Rabiya Nur Özköse, Kani Çınar, Adalet Canlı Akbaş ve Kadir Metin Akbaş bu sayıda yazısı yer alanlar. Her sayıda biraz daha kendini toparlayan ve İttihad-ı İslam ideali konusunda gayretini artıran Kurtuba, Türkiye'nin bir çok ilinde kitabevlerinde satışa sunuldu. Bu "özel" sayıyı almayı unutmayın...
12 Şubat 2011 Cumartesi
Mısır'da devrim asıl şimdi başlıyor
32 yılın verdiği öfke ve 18 günlük sabırlı bekleyişin ardından Mısır'ın son firavunu Hüsnü Mübarek, koltuğunu bırakıp gitti. Bu en başta Mısır için, Filistin için, İsrail için, ABD için, tüm Ortadoğu için ve tüm mazlum halklar için önemli bir gelişme. Tahrir meydanındaki heyecan dalgası bizi de sardı. Sevincimizin haddi hesabı yok. Hakan Albayrak'ın çağrısına uyup "Allahu Ekber" diyerek sevincimizi dile getiriyoruz. Allahu Ekber Velillahil Hamd. Şükürler olsun. Dünya gözü ile bir zalimin daha, bir diktatörün daha devrildiğine şahitlik ettik.
Dün akşamdan bu tarafa, Mübarek'in devrilmesinin ardından yapılan yorumları takip ediyorum. Öyle güzel sözler söyleniyor ki; bu günleri yaşamanın verdiği sürur, ömür boyu unutulmaz. Tüm Arap halkları sokaklara dökülmüş; "yaşasın Mısır halkı" diye sloganlar atıyor. Mısırlıların sevincine ortak oluyorlar. Onlar da biliyor ki; Mısır olmaz denileni yaptı. Yapılamaz denileni hayata geçirdi. Zoru başardı. 18 gün boyunca eşine az rastlanır bir barışçıl devrime şahit olduk. Baştan sona itidalli, baştan sona sabırlı, baştan sona heyecanlı bir devrimdi Mısır'da yaşanan. Tahrir meydanına toplanan milyonlar hep birlikte namaz kıldı, slogan attı, çadır kurup gece nöbetinde kaldı, şenlik havasında bir gün geçirdi. Mısır başardıysa artık bunun önünde durulamaz. Eninde sonunda tüm Arap halkları yeni bir devrime besmele çekmenin vaktini bekleyecektir.
Mübarek gitti. Yetkilerini orduya bıraktığını açıklayarak gitti. Şimdi gözler orduda. Mısır halkı zoru başardı ancak asıl zorluk şimdi. Asıl devrim şimdi başlıyor. Öncelikli olarak yapılması gerekenler; yıllardır devam eden olağanüstü halin kaldırılması, geniş tabanlı bir koalisyon hükumetinin kurulması, anayasanın değiştirilmesi, parlamento ve şûra meclisinin feshedilmesi, başkanlık ve yeni yasama seçimlerinin organize edilmesi. Bu saydıklarımız demokratik Mısır’ın inşası için gerekli adımları oluşturmakta. Bunların olabilmesi için ise ordunun en kısa zamanda asli görevine dönmesi ve yönetimi sivillere bırakması gerekiyor. Ben bunların hemen olmasa dahi, kısa süre içerisinde olabileceğine inanıyorum. Mısır'da devrimi halk gerçekleştirdi. Analarının ak sütü gibi helal olsun. Sözü şimdi dostum Selman Maltaş'a bırakıyorum; İmanımız olmasaydı ümidimiz olmazdı. Korkmayın, komplo teorilerinin en hayırlısını da Allah kurar. Çünkü Allah var; problem yok. Mısır halkı kendi özgür iradesiyle kendi geleceğini belirleyecektir inşallah. Dualara en güzel şekilde mukabele eden de Allah’tır değil mi? O zaman, kanı kaynamayan kim var idam mangasına...
5 Şubat 2011 Cumartesi
"Her eylem yeniden diriltir bizi Kadir Metin"
Bir önceki gece Kadir Metin’le birlikte Mısır Konsolosluğu önünde eylemdeydik. Onun gibi kalbiyle düşünüp kalbiyle hareket eden biriyle omuz omuza Müslüman kardeşlerimize selam durmak bana heyecan verdi.
O gece, Gerçek Hayat Dergisi’nde yazdığı “Her Eylem Yeniden Diriltir Beni” başlıklı yazısını hatırladım. Terör şebekesi İsrail’in Gazze’yi bombaladığı günlerde konsolosluk kuşatmasına o da iştirak etmişti. Ben o dönemde henüz İstanbul’a taşınmamıştım. Konya’daydım. Kadir Metin’in kalbiyle yazdığı o yazısını aşkla okumuş, içimden milyonlarca kez geçen “keşkelere” hakim olamamıştım.
Hani derler ya, “akıllılar düşünene kadar deliler kaleyi alır”. İşte benim ruhum insanların deli taraflarında gezer. İlikleri donduran o buz gibi gecede sıcacık evinden çıkıp Mısır Konsolosluğu önünde elleri ceplerinde, dillerinde dualarla titreyen insanlar benim için delilerin ta kendileridir; yani dünyayı zaptu rapt altına alacak adamların.
Şu an boğazım şiş. Sanırım o gece soğuğa çarpıldım. “Mısırlı kardeşlerimiz için en azından üşüyelim” demişti Hakan Albayrak. Üzerinize afiyet ben bi de hasta oldum. Günahlara kefaret olur belki diyerek Kadir Metin için yazdığım bu yazıyı o gece kameraya delikanlı bir jön edasında bakıp gürleyen amcanın sözleriyle bitirmek istiyorum: “Ahirette Allah bana kulum dünyada benim için ne yaptın diyecek olursa, o gece Mısır konsolosluğunun önünde Müslümanlara destek olmak için safta durdum diyeceğim inşallah.”
Selman Maltaş
3 Şubat 2011 Perşembe
Mısır Konsolosluğu önü Tahrir Meydanı gibiydi
Dün gece Mısır Konsolosluğu önündeydik. Dostum Selman Maltaş ile buluşup gittik. hava soğuktu. Çok soğuktu ama içimizi Tahrir meydanındaki isyan ateşleri ısıtıyordu.
Akşam 7 gibi işten çıkarken cebime İHH'dan mesaj geldi. "Mısır'da katliamlar başlayabilir. Kardeşlerimizle dayanışmak için saat 9'da Mısır Konsolosluğu önünde olacağız." yazıyordu. Ne yapmam gerektiğine karar veremedim. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım. Hava buz gibi soğuktu. Aklıma Selman geldi. Aradım. "Abi, evden yeni çıktım. Levent'e eyleme gideceğim" deyince, "ben de geliyorum" deyiverdim. Mecidiyeköy'de buluştuk. Metro ile Levent'e gittik. Benim aklımda İsrail Konsolosluğu eylemleri kalmış, yanlış geldiğimizi fark ettik. Taksicilere sorup 4. Levent'e gitmemiz gerektiğini öğrendik. Soğuk havada, ellerimiz cebimizde nihayet Mısır Konsolosluğu'nu bulduk. Polis, çevresini demir bariyerle çevirmiş. Eylem 9'da başlayacaktı ama biz biraz erken gelmiştik. Alanda bizden önce gelen bir kaç kişi vardı. Dakikalar geçtikçe kalabalık yavaş yavaş artmaya başladı. Eyleme kadınlar da gelmişti. Ellerinde dövizlerle gruplar halinde gelenlerin sayısı arttıkça ortam da ısınmaya başladı. AP'nin muhabiri eylemcilerle röportaj yapıyordu. Konuşanların söylediklerini dinleyince Selman'a; "Mısır'da devrim tamamlanmış dostum" dedim.
Renkli şapkasıyla şair doktor Alper Gencer'i gördük. Ayaküstü muhabbet ettik. "Tahrir meydanında çocuklar kaybolmuş" dedi. "İnsanlar ölebilir ama çocukların kaybolması çok kötü" diye ekledi. Canımız sıkıldı. İHH Başkanı Bülent Yıldırım alana gelince sloganlar da bir bir yükselmeye başladı. Bülent abiyi gören basın mensupları da röportaj için adeta sıraya girdi. Mesai saati dışında olduğum için ben sadece eylemin heyecanını soluyordum. Saat 9 buçuk gibi eylem başladı. "Yaşasın küresel intifada", "İstanbul'dan Mısır'a direnişe bin selam", "Firavun Hüsnü hesap verecek", "Zalim Hüsnü İsrail'e defol" en çok atılan sloganlardı. Selman ile sözleştik ve biz de "Hasan El Benna yolun yolumuz", "Seyyid Kutuplar direniyor" diye iki slogan hediye ettik konsolosluk eylemcilerine. Hava buz gibi soğuktu ama bizim içimizi Mısır'daki isyan ateşi ısıtıyordu.
Nureddin Şirin, mikrofonu eline aldı ve konuşmaya başladı. Mısır'dan yeni haberler verdi. Direnişin devam ettiğine dair bilgiler aktardı. Ardından Kur'an-ı Kerim okundu. Peşinden kısa konuşmalar, hep bir ağızdan söylenen marşlar ve ardı arkası kesilmeyen sloganlarla meydan iyice kendine geldi. Tanıdık dostlarla merhabalaştık. Mısır'daki devrimi kısaca kritik ettik. Saat 10 buçuk gibi meydandan ayrıldık. Biz ayrıldığımızda Nureddin Şirin, "12'ye kadar buradayız" diyordu. Ama bizim yolumuz uzundu. Eyleme ara vermek zorundaydık.
Hava buz gibi soğuktu, üşümüştük. Ama değerdi doğrusu; "devrimde bizim de tuzumuz olsun" diyerek gelmiştik eyleme. Kafamızda bin bir düşünce, dilimizde dualarla evin yolunu tuttuk...
18 Ocak 2011 Salı
Kurtuba 7 kitapçılarda

Selman Maltaş editörlüğünde yayınlanan Kurtuba dergisinin 7. sayısı nihayet çıktı. "Anadolu Damarı: Düştüysek Kalkarız" diyerek yerliliğe vurgu yapan derginin bu sayısında önemli yazılar yer alıyor. Abdullah Yıldız ile yapılan röportaj, Yavuz Akengin'in hikayesi gayet güzel. Fatih Bilge ve İhsan Turgut yerliliği işlemiş. Cengiz Yalçınkaya bilinmeyen Antalya'yı yazmış. Salih Demirhan ve Selman Maltaş ise "Mavi Marmara" ekseninde yazmışlar. Dergide benim de, Milli Nizam'dan Has Parti'ye: Milli Görüş Serüveni başlıklı bir yazım var. Derginin en dikkat çeken sayfası olan "Ne Var Ne Yok" köşesi yine dopdolu.
Kurtuba, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin bir çok şehrinde kitapçılarda satışta. Alın okuyun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



