Usame Bin Ladin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Usame Bin Ladin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2011 Perşembe

Bin Ladin operasyonunda cevap bekleyen sorular

Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin sıcaklığı geçtikçe kafalarda oluşan sorular da birer birer sorulmaya başlanıyor. Başına buyruk hareket etmeyi kendi hukuku haline getiren Amerika'nın, 11 Eylül öncesi ve sonrasında çokça başvurduğu kanunsuzluk Bin Ladin operasyonu ile tavan yaptı. Egemen bir ülkenin sınırları içerisinde, o ülkenin yöneticilerinin, istihbaratının haberi dahi olmadan askeri bir operasyona girişmesi en başta sorgulanması gereken bir konu. İstediği ülkede istediği gibi at koşturacağını sanan Amerika, Guantanamo'da zirve yapan hukuksuzluğuna Bin Ladin operasyonu ile bir yenisini daha eklemiş oldu. 

Olayın sıcaklığı ile bu konu çokça sorgulanmıyor ancak vakit kaybetmeden bunun hesabı sorulmalıdır. Amerika, yine en iyi bildiği işi yaptı ve uluslararası hukuku çiğnedi. En azından yakalanıp yargılanmsı, mahkemeye çıkarılması gereken bir kişi yargısız infaz edildi. Acaba Amerika, Bin Ladin'in konuşmasını neden tercih etmedi. Bin Ladin mahkemeye çıkarılmış olsaydı nelerden bahsedecekti. Tüm bunlar esrarını koruyan, ama cevap bulamayan sorular olarak kalacak. Öyle görünüyor ki; Bin Ladin'in ortadan kaldırılması en yakın hedef olarak Obama'nın seçim yatırımı olarak düşünülmüş. Manipülasyona açık olan Amerikan halkı şimdi baş düşmanlarının öldürülmesinin sarhoşluğunu yaşıyor. Bin Ladin'in ölümü, yeni başlangıçlara vesile olmalı; Amerika, hakka dönüştürdüğü tüm hukuksuzluklarının hesabını vermeli.   

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Usame Bin Ladin ve Amerika

Amerika  neredeyse tek düşmanı olarak gördüğü Usame Bin Ladin'i öldürürek ortadan kaldırdı. Irak ve Afganistan işgaline, her iki ülkede de 1 milyon insanın ölümüne, binlercesinin sakat kalmasına, insanların gelecek endişesi içerisinde yaşamalarına sebep olan Amerika, tüm bunların gerekçesi olarak Bin Ladin'in El Kaidesi'ni sorumlu tutuyordu. "Terörle mücadele ediyoruz" denilerek; İslam ülkeleri adeta abluka altına alınıp, kişiliksizleştirildi. Kimine dayak atıldı, kimi köleleştirildi, kimi de "stratejik müttefik" payesi verilerek ehlileştirildi. Küresel bir savaşın öncüsü olan Amerika, attığı her adımda insanlığın nefretini üzerine çekti. Tüm vicdanlarda onulmaz bir yara açtı. Peki Bin Ladin'in ölümü neleri değiştirecek.

Karanlık ilişkiler ağı içerisinde geçen bir ömür, bir emriyle binlerce sivilin ölümü, yakalanacağı gerekçsiyle ülkelerin işgali ve yüzbinlerce sivilin katledilmesi, İslam adına yapıldığı söylenen bir savaş... Ve şimdi de Pakistan'ın göbeğinde sıradan bir evde saklandığı iddia edilerek yapılan bir operasyon. Öldüğünün dünyaya duyurulması fakat ortada bu konuda hala şüphelerin olması, Bin Ladin'in öldüğüne dair bir işaretin, belgenin olmaması. Tüm bu sorular bizde baki; ancak Hakan Albayrak'ın şu cümlesine de aynen katılıyoruz; "Yeryüzünde mütemadiyen fesat çıkaran ve masum sivilleri kitleler halinde öldürüp duran ABD'nin, kendini maşeri vicdanın temsilcisi ve adaletin kılıcı gibi takdim ederek, Usame Bin Ladin'i "yargılamasını" ve "infaz etmesini" içimize sindirebilmemiz mümkün değil, mümkün olmamalı." Eli kanlı diktatörlerden Saddam Hüseyin Amerikan güçlerince idam edildiğinde de aynı duyguya kapılmıştık, Bin Ladin öldürüldüğünde de. Her iki isim de, gözümüzde zalim, terörist, vahşi olabilir ancak onları yargılama ve gereken cezaları verme hakkı ABD'nin olamaz, olmamalı. Aynı şekilde, Mübarek'in de, Kaddafi'nin de, Esad'ın da sadece ve sadece kendi halkları tarafından yargılanmasını istiyoruz. Libya'nın NATO güçlerince bombalanması, Kaddafi'nin oğlu ve torunlarının öldürülmesi, Bin Ladin'in öldürülüp denize atılması da, Suriye konusunda Batı'nın işgal planları hazırlaması kanımıza dokunuyor. Ne yazıkki bu konularda bizim sesimiz çıkmadığı müddetçe, birileri kendi kurallarını koyup hüküm vermeye devam edecek.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Usame Bin Ladin neyi temsil ediyordu?

11 Eylül saldırılarından sonra dünyanın gündemine giren ve bir türlü işin hakikatini öğrenemediğimiz Usame Bin Ladin, dün Pakistan'da uzun zamandır gözlerden ırak yaşadığı evine düzenlenen operasyonda öldürüldü. Amerikalılar olayı sevinçle karşılamış; "11 Eylül saldırlarını o yapmıştı. Şimdi adalet yerini buldu" demişler. Öldürüldüğü haberini duyduğumdan beri aynı soruyu soruyorum kendime; Usame Bin Ladin neyi temsil ediyordu? Ne uğuruna savaşıyordu? Neyi hedefliyordu? Belki de bu kadar hay huyun arasında işin doğrusunu öğrenemedik. Sahici ve kapsamlı bir Bin Ladin değerlendirmesine ihtiyacımız var. Bin Ladin konusunda neler söylememiz gerektiğini bilemiyorum. Bu konuda Hakan Albayrak'ın kült kitabı Ebuzer'de yer alan Bin Ladin ile ilgili bölümü buraya alıyorum. Bakın Ebuzer ile Bin Ladin arasında neler konuşulmuştu. 

Usame bin Ladin bizi muhabbetle karşıladı. Fakat Ebuzer'in konuşması biraz canını sıktı. Şöyle dedi Ebuzer:
"Kenya ve Tanzanya'daki Amerikan elçiliklerine yapılan bombalı saldırıları sana mâlettikleri zaman itiraz ettim. Bu saldırılar sorumsuzca düzenlenmiş. Amerikalı yetkililerin burnu bile kanamazken onlarca yoksul Afrikalı paramparça oldu dedim. Mücahid işine benzetemedim. Mücahid, Kur'an'daki hüküm gereğince, ancak aktif düşmanları öldürebilirdi. Oysa bu eylemlerde ölenlerin çoğu pasif düşman bile değildi. Bilâkis dosttular, kardeştiler, Müslümandılar. Bir provokasyonla karşı karşıya olduğumuzu söyledim. Fakat bir dostum Yanılıyorsun dedi. Yanılıyor muyum?" 
"Evet yanılıyorsun."
"Sen mi yaptın?"
"Benim örgütüm değildi. Bize yakın bir örgüttü."
"Sence o örgüt doğru bir iş mi yaptı?"
"Tabii ki."
"Fakat masumlar öldü."
"Onlar Irak'ı bombalarken suçlu masum ayrımı yapıyorlar mı?"
"Onlar kâfirdir, ne isterlerse yaparlar. Biz yapamayız, imam Humeyni bir keresinde İran ordusunun önde gelen komutanlarını toplayıp onlara şöyle seslenmişti: Bombardımanlarınızda masum Iraklı çocukların da öldüğünü söylüyorlar. Buna inanmıyorum. Bu doğru olamaz. Saddam masum çocukları öldürebilir, çünkü onun dini-imanı yok. Ama siz yapamazsınız. Siz Müslümansınız. Ve Aliya İzzetbegoviç, Travnik'te üç cizvit papazının Müslümanlar tarafından öldürülmesi üzerine, şöyle bir konuşma yapmıştı: "Bu zulümdür. Biz de zalimlerden olacaksak, zalimlere karşı savaşmamızın ne anlamı var? Bunlardan ders almanı dilerim." Usame biraz düşündü. Sonra şöyle dedi:
"Sözlerin Hakikat kokuyor. Payıma düşeni almaya çalışacağım." 
Ebuzer onu sağ gözünden öpüp bize yakışanı yapacağından emin olduğunu söyledi. Sonra çekip gittik.

Pakistan'da bir benzin istasyonunda Bavyeralı'nın midesini doldururken, fundamentalizmin can çekiştiğini söyledi Ebuzer. "Fundamentalizm" dedi, "temele bağlılığı öngörür. Müslüman'ın temel kaynağı Kur'an değil mi" 
"Tabii ki Kur'an."
"Peki Kur'an'a dayalı bir hareketten zulüm sâdır olur mu?"
"Olmamalı."
"Ama İslamcılar da zulmedebiliyorlar işte. Demek ki fundamentalist değiller."
Bahsi kapatıp yola koyulduk.