Hasan El Benna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan El Benna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2011 Cumartesi

Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara...

Şubat, şehit ayıdır. Yolumuzu aydınlatan bir çok isim, bu ayda şehadete ulaşmıştır. İskilipli Atıf Hoca, Malcolm X, Hasan El Benna ve Metin Yüksel bu ay içerisinde şehit edilmişlerdir. Onlar, bu kutlu davanın ateş böcekleridir. İdam sehpasına, kör kurşuna, kalleş bir bıçak parıltısına aldırmadan, doğru bildikleri yolu adımlamışlar, ne kınayanların kınamasına, ne de göz korkutanların korkusuna pabuç bırakmışladır. Şehitleri hatırlamak, onları ve davalarını tefekkür etmek hepimizin görevidir. Bu vesileyle, 23 Şubat 1979'da Cuma namazı çıkışı Fatih Camii önünde şehit edilen Metin Yüksel'i bir kez daha rahmetle anıyoruz. Eşref Ziya Terzi'nin efsane albümü "Kalksam ve Dirilsem"de yer alan Metin Yüksel ezgisini bir kez daha söylemenin zamanıdır şimdi...

Molla Sadrettin’in mahdumuydu 
Doğu’nun ezilen çocuğuydu. 
Ey mücahit metin yüksel 
Bizlerin önderi siz şehitler. 
*** 
Molla Sadrettin’in en yiğit oğlu 
Metin’in ölmedi cennete doğdu. 
Her şehit bir adımdır zafere 
Her zafer bir umut kutlu yere. 
*** 
Molla Sadrettin’in alnı secdede 
Metin’in annesine şehadet müjde. 
Ağla müslümanım haline ağla 
İslam ülkesinde garip bu dava.

13 Şubat 2011 Pazar

Hasan El Benna'yı Rahmetle anıyoruz

Mısır'daki devrimi kutladığımız şu günlerde özelde Mısır için ama genelde tüm İslam dünyası için önemli bir isim olan Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hasan El Benna’yı, şehadetinin 62. Yıldönümünde Rahmetle anıyoruz. Biliyoruz ki başta Mısır olmak üzere tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki devrimci halk hareketlerinde onun çektiği besmelenin bereketi var. Bir uçtan bir uca koca bir ümmet coğrafyasını fikirleri ve hareketiyle etkileyen bu dava adamı, 12 Şubat 1949’da, Kahire’de uğradığı silahlı suikast sonucu Hakk’a yürüdü. Yürüyüşü ne bereketli ki; bugün ardından milyonlar gidiyor...   


Hasan El Benna’nın 10 öğüdü:

1- Birlik en büyük hedeftir.  Kalpler arasındaki bağ güçlü olsun, tek söz üzerine birleşsin.
2- 'Lailahe illallah' diyen herkes Tevhid çatısı altında beraberimizdedir.
3- Kusuru nefsinde ara, muhaliflerin hakkında iyi şeyler düşün.
4- Tepki verirken bile ahlakı göz ardı etme.
5- Tartışma ve kibir yok.
6- Bir meselede doğru birden fazla olabilir.
7- İttifak edilen şeylerde yardımlaş, farklı düşüncelere saygılı ol.
8- Her zaman ortak düşmanı ön planda tut.
9- İş ve üretim ufkunu aç.  Her kardeş,  -özel hayatındaki işlerine ilave olarak- her gün bir miktar Kur'an okumalı,  yatmadan mutlaka nefsini muhasebe etmelidir.
10- Yanlış yoldakilere üzülürüz; üzerine çullanıp teşhir etmeyiz.

10 Şubat 2011 Perşembe

Olaylar, cahilliğimizi gözler önüne serdi

Tunus ve Mısır'da yaşanan olaylar, başta ortadoğu coğrafyası olmak üzere bölgeye ne kadar bigane kaldığımızı gözler önüne serdi. Tunus'a dair bildiklerimiz yok denecek kadar az. Tunus deyince aklımıza gelen yegane figür; NAHDA Hareketi ve onun sürgündeki lideri Raşid Gannuşi. Türk kamuoyu ve medyası ne yazıkki ne bu hareketi, ne de liderini tam anlamıyla yorumlayacak, analiz edecek, oturup hakkında 4 satır yazı kaleme alacak yetkinlikte değil. En bilgili gördüklerimiz, batılı gazete ve dergilerden tercüme yoluyla bir şeyler yazabiliyor. Onun ötesine geçenimiz ne yazık ki yok. Bu konularda Mısır'a dair bilgilerimiz de küf tutmuş derecede eski ve eksik. Olayların çıkmasıyla birlikte Türk medyasının bölgeye dair yaptığı yayınları takip etmeye çalışıyorum. Durum ne yazıkki iç açıcı değil. Mısır siyasetine dair "Müslüman Kardeşler" diye bir şey duymuşuz, kurucusunu hasbel kader öğrenmişiz ama haklarında derinlikli bir bilgiye sahip değiliz. Şöyle dört başı mamur bir Müslüman Kardeşler analizi okumaya hasret kaldık. "Hah işte yazılmış. Bunda kesin güzel şeyler var" dediğimizde bile fahiş bilgi yanlışları göze çarpıyor. Hareketin kurucusu Hasan El Benna'dan bahsediliyor, adamın nasıl öldüğü konusunda dahi yanlış bilgi veriliyor. Böyle kaç yazı okudum; Benna'nın Mısır yönetimi tarafından idam edildiğini anlatan. "Cahilliğin bu kadarına pes doğrusu" diyor insan. Yeri gelmişken aktarayım; Hasan El Benna, Şubat 1949'da Kahire'de bir suikast sonucu öldürüldü. Kan kaybından ölmesi için hastaneye götürülmesine dahi izin verilmedi. İdam edilen Müslüman Kardeşler üyesi ise, Seyyid Kutub'tur.

Son yıllarda sayıları hızla artan haber kanallarımız da ne yazıkki yaşananları yansıtmak konusunda sınıfta kaldı. Tahrir meydanına milyonlar toplanmış. Mısır alev alev devrim ateşi ile yanıyor ama bizim haber kanallarımız başka bir gezegenden yayın yapıyor sanki. Allah'tan El Cezire var da, ne olup bittiğini öğrenebiliyoruz. Türk medyasının bu tarz konularda reaksiyon gösterememesinin nedenleri iyi araştırılmalı. Önümüzdeki günler daha nice önemli olaylara gebe. Kendimizi ve bilgimizi gelişen dünyaya göre ayarlamalıyız. Yoksa avallıktan başka bir pay düşmez payımıza...