4 Mayıs 2011 Çarşamba

Usame Bin Ladin ve Amerika

Amerika  neredeyse tek düşmanı olarak gördüğü Usame Bin Ladin'i öldürürek ortadan kaldırdı. Irak ve Afganistan işgaline, her iki ülkede de 1 milyon insanın ölümüne, binlercesinin sakat kalmasına, insanların gelecek endişesi içerisinde yaşamalarına sebep olan Amerika, tüm bunların gerekçesi olarak Bin Ladin'in El Kaidesi'ni sorumlu tutuyordu. "Terörle mücadele ediyoruz" denilerek; İslam ülkeleri adeta abluka altına alınıp, kişiliksizleştirildi. Kimine dayak atıldı, kimi köleleştirildi, kimi de "stratejik müttefik" payesi verilerek ehlileştirildi. Küresel bir savaşın öncüsü olan Amerika, attığı her adımda insanlığın nefretini üzerine çekti. Tüm vicdanlarda onulmaz bir yara açtı. Peki Bin Ladin'in ölümü neleri değiştirecek.

Karanlık ilişkiler ağı içerisinde geçen bir ömür, bir emriyle binlerce sivilin ölümü, yakalanacağı gerekçsiyle ülkelerin işgali ve yüzbinlerce sivilin katledilmesi, İslam adına yapıldığı söylenen bir savaş... Ve şimdi de Pakistan'ın göbeğinde sıradan bir evde saklandığı iddia edilerek yapılan bir operasyon. Öldüğünün dünyaya duyurulması fakat ortada bu konuda hala şüphelerin olması, Bin Ladin'in öldüğüne dair bir işaretin, belgenin olmaması. Tüm bu sorular bizde baki; ancak Hakan Albayrak'ın şu cümlesine de aynen katılıyoruz; "Yeryüzünde mütemadiyen fesat çıkaran ve masum sivilleri kitleler halinde öldürüp duran ABD'nin, kendini maşeri vicdanın temsilcisi ve adaletin kılıcı gibi takdim ederek, Usame Bin Ladin'i "yargılamasını" ve "infaz etmesini" içimize sindirebilmemiz mümkün değil, mümkün olmamalı." Eli kanlı diktatörlerden Saddam Hüseyin Amerikan güçlerince idam edildiğinde de aynı duyguya kapılmıştık, Bin Ladin öldürüldüğünde de. Her iki isim de, gözümüzde zalim, terörist, vahşi olabilir ancak onları yargılama ve gereken cezaları verme hakkı ABD'nin olamaz, olmamalı. Aynı şekilde, Mübarek'in de, Kaddafi'nin de, Esad'ın da sadece ve sadece kendi halkları tarafından yargılanmasını istiyoruz. Libya'nın NATO güçlerince bombalanması, Kaddafi'nin oğlu ve torunlarının öldürülmesi, Bin Ladin'in öldürülüp denize atılması da, Suriye konusunda Batı'nın işgal planları hazırlaması kanımıza dokunuyor. Ne yazıkki bu konularda bizim sesimiz çıkmadığı müddetçe, birileri kendi kurallarını koyup hüküm vermeye devam edecek.

3 yorum:

aybuke dedi ki...

bu olay daha çok su götürür gibi.saddam yıllarca saraylarda yaşadı, ama-sözümona-bir kuyuda saklanırken bulundu ve idam edildi.bin ladin ise mağaralarda saklanarak bir ömür sürdü ve güya saray gibi bir evde yaşarken bulundu ve öldürüldü.fazlaca amerikan senaryosu gibi geliyor bana.daha neler çıkacak bakalım altından???

ADALET dedi ki...

Yazıya genel olarak katılmakla birlikte, İslam ülkelerinin kişiliksizleştirildi​ğine katılmıyorum. Ülkeler değil ama idarecileri kişiliksizleştirilmi​ş olabilir. Zira o ülkelere kişiliğini verecek pek çok unsur, o toprakların bünyesinde bulunuyor diye düşünüyorum.

ö.yalçınova dedi ki...

adalet doğru söylüyor.

saddam'la ladin'i aynı kefeye koymamak gerekiyor. herkesin abd adamı, her olayın abd planı olduğunu düşünmek, düşündürmek... "abd'nin bize oynadığı en büyük oyun bence. nedir ulan bunlar? tanrı mı?" diyesi geliyor insanın.