Gerçek Hayat dergisinin Okmeydanı'ndaki binasında tanışmıştık onunla. Sanırım 2008 yılıydı. Askerden yeni geldiğim zamanlar. "Kalp kalbe karşıdır" derler ya, aynen öyle olmuş; dostluğu, muhabbeti ve enerjisiyle kucaklayıvermişti beni. Dostum Cesur Küçük tanıştırmıştı bizi birbirimize. Sohbet sohbeti açtığında, onun bir zamanlar çıkardığı "Bu Yaka" isimli gazeteye iş için müracaat etmeyi düşündüğümü ama yapmadığımı söylemiştim. Demek ki kader biraz daha ısrar etseymiş belki de birlikte çalışacaktık. Ne diyelim kader kısmet... Sonra bir kaç kere daha Üsküdar Çınaraltı'nda buluşup çay eşliğinde sohbetler etmiştik. İnsan Faruk ile biraz muhabbet edince derinliğini farkediyordu. O değer katan dostlardandı, kısacık ömrüne ne kadar da önemli ve sahici şeyler katmıştı. Şimdi düşününce şaşırıyor insan. Onu bulmamız da kaybedişimiz de çabuk oldu. Şimdi takvimler "o gideli 2 yıl oldu" diyor. Hay Allah, Faruk dost... Hay Allah...
faruk yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faruk yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2011 Çarşamba
17 Haziran 2009 Çarşamba
Hay Allah Faruk...

hay allah faruk, seni kaybettik, gözümüze görünmez oldu gökyüzü
hay allah faruk, uzaktan bir güvercin geçer gibi oluyorsun, biliyorsun, susuyorsun
hay allah faruk, bardakta çayın yarım kalır gibi kalkıyor trenler istasyondan
hay allah faruk, beşiktaş şampiyonluğa koşuyor sen cennete
hay allah faruk, elimiz ayağımıza dolanıyor, bi dur, bu ne acele...
hay allah faruk, uzaktan bir güvercin geçer gibi oluyorsun, biliyorsun, susuyorsun
hay allah faruk, bardakta çayın yarım kalır gibi kalkıyor trenler istasyondan
hay allah faruk, beşiktaş şampiyonluğa koşuyor sen cennete
hay allah faruk, elimiz ayağımıza dolanıyor, bi dur, bu ne acele...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)