Van etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Van etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2011 Cuma

Van'daki bir hastaneye Atsushi Miyazaki'nin adı verilsin

Hepimizi derinden sarsan 7.2'lik Van depreminde yardım için ülkemize gelen Japon yardım görevli doktor Atsushi Miyazaki, 5.6'lık depremde enkaz altında kalarak öldü. Kurban bayramını Van'da geçiren, halka kapı kapı dolaşarak et dağıtan bu Japon yardım görevlisi, ülkesinde olsa uykusundan dahi uyanmayacağı bir ölçekteki depremde, başına yıkılan otel enkazında kalarak hayatını kaybetti. Çok uzaklardan gelip, bu topraklarda son nefesini veren bu güleç yüzlü Japon, tüm dünyaya insanlık dersi verdi. Ertuğrul Fırkateyni sonrası iki ülke halkı arasında oluşan dostluğa, bir tuğla da o koyup gitti. 

Birinci deprem sonrası duvarlarında çatlak oluşan, ama nedense "oturulabilir" raporu verilen otelin enkazı altında kalarak hayatını kaybeden Atsushi Miyazaki, "deprem değil, çürük bina öldürür" gerçeğini yüzümüze vurarak aramızdan ayrıldı. 41 yaşında iken bu topraklarda hayatını kaybeden Miyazaki, umarın unutulup gitmez. Bu konuda başlatılan Van'daki bir hastaneye Atsushi Miyazaki'nin adının verilmesi kampanyasını can-ı gönülden destekliyorum. Bu yapılmalı. Ancak bu şekilde Miyazaki'ye karşı son görevimizi yerine getirmiş oluruz. Toprağın bol olsun Atsushi Miyazaki, rahat uyu...

27 Ekim 2011 Perşembe

Türkiye'nin kalbi Van'da atıyor

Van'da yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan 7.2'lik deprem sonrası Türkiye, elindeki tüm olanakları ile adeta seferber oldu. Doğusuyla batısı arasında kardeşlik köprüsü kuruldu. Son terör saldırıları ile aramızda daha da derinleşen küslük, doğal afet sonrası yerini kardeşliğe ve yardımlaşmaya bıraktı. Her ne kadar bazı ilkel düşünceli insanların, deprem sonrası kardeşliğimize dair olumsuz yorumları olsa da, 74 milyon, kadını erkeği, genci yaşlısı ile tek vücut olmasını bildi ve enkaz altında kalan insanlığımızı kurtarma telaşına düştü. Çok uzun zamandır böyle bir manzaranın hasreti içerisindeydik. Mağdura kimliğini, ırkını, dilini, dinini, ideolojisini sormadan el uzatmanın erdemine şahitlik ediyoruz. Enkazdan canlı çıkarılan her insan için şükür gözyaşı döküyor, yitirdiğimiz her bir can için kahroluyoruz. Türkiye, kendine yakışanı yapmanın sevinci içerisinde. İnşallah bu birlik ve beraberlik sayesinde aramızdaki uçurumlar tamamen kapanır, nifak tohumlarının ekimine uygun olan ortamlar tükenir ve 30 senedir canımızı yakan bu kirli savaş biter.     

26 Ekim 2011 Çarşamba

Yunus ve Omeyra'nın yüreğimizi delen bakışları

Yunus, 13 yaşında kara kavruk tenli bir çocuktu. Depreme bir internet cafe'de yakalandı. Ayakkabı boyacılığı yapan Yunus, internet cafede çocukluğunun gereği oyun oynuyordu. Her şey bir anda olup bitti; Yunus, koca beton blokların altında kaldı. Cafe'de olanların hayatını kaybettiği depremde, o hayatta kalmayı başardı. Moloz yığınları arasında sabırla kurtarılmayı bekledi. Ekipler, ona ulaştığında ilk işi su istemek, ardından da saatin kaç olduğunu sormak olmuştu. Saatin akşamın 10'u olduğunu öğrenince "çok geç olmuş, babam duymasın" diye yanıt vermişti. Yunus, o kocaman gözleriyle olup biteni anlamaya çalışırken, acaba aklına gelir miydi, çok uzaklardan kendisi için dualar edildiği? 9 çocuklu yoksul bir ailenin 8. çocuğu Yunus, enkazdan sağ salim çıktı ama, hastane yolunda daha fazla dayanamadı dünyanın ağırlığına. Son nefesini yaralı bir serçe gibi, sanki acelesi varmış gibi veriverdi... Yunus'un 13 sene önce dünyaya açılan kocaman gözleri, soğuk bir Van gecesinde kapanıverdi. Annesinin; "yağız, güzel gözlü evladımı toprağa verdim" dediği Yunus'un, yüreğimizi, vicdanımızı delip geçen gözlerini hiç unutmayacağız. Umuda dair, kardeşliğe, acıya, utanca dair ne varsa o gözlerin içinde var çünkü...

Vanlı Yunus Geray'ın, ilk ve son fotoğrafını görünce, aklımıza Kolombiyalı Omeyra geliverdi. O da Yunusla aynı yaşta gitti bu dünyadan. O da bir doğal afet sonrası gözlerimizin içine baka baka verdi son nefesini. Kolombiyanın Armero bölgesi Nevado del Ruiz dağı eteklerinde yaşayan 13 yaşındaki Omaira Sanchez, 1985 yılında patlayan yanardağın yıktığı evlerin kalıntıları altında sıkıştı. 3 gün boyunca kurtarılmayı bekledi ama bir türlü onu o sıkıştığı yerden çıkaramadılar. "Anne, anne..." diyerek verdi son nefesini Omeyra, tüm dünyanın gözleri önünde... Yorgunluktan ve korkudan göz akları simsiyah olmuş bir kız çocuğunun çaresiz çırpınışları, esir aldı bizleri. O'ndan geriye yüreğimizi, vicdanımızı delen bakışlarının yer aldığı fotoğrafı kaldı. Van depreminin sembol ismi Yunus'un fotoğrafı ile Kolombiyalı Omeyra'nın fotoğrafı şimdi belleklerimizde yan yana duruyor. Kim bilir; belki ikisi de şu an çok uzaklarda bir yerde, annelerini ne çok özlediklerini anlatıyorlardır birbirlerine... 

24 Ekim 2011 Pazartesi

Van'daki deprem hepimizi yıktı

Dün kuaförde saç tıraşımı olurken, Van'da deprem oldu. Açık Televizyondan, olaya ait ilk görüntüler verilmeye başlandığında, depremin vahameti de yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Deprem, 2007'de askerliğimi yaptığım Erciş'te etkili olmuş. Çok sayıda bina yıkılmış, çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, onlarca aile evsiz kalmış. Bilirim oraları; bu mevsimde hava buz gibi soğuk olur. Bu havada dışarıda kalmak ölümden beterdir. Allah herkesin yardımcısı olsun. 

Bu ülke, son zamanlarda önemli badirelerden geçiyor. Uzun yıllardır bitiremediğimiz terör hala başımızı ağrıtıyor. Giden canların ardından sadece bakakalıyoruz. Şimdi de depremle imtihan ediliyoruz. Deprem sonrası yardım kuruluşlarından mesaj üstüne mesaj geldi; "hazırlıklar tamamlandı, ekipler yola çıktı." Kızılay başta olmak üzere, İHH, Kimse Yok Mu, AKUT, Cansuyu tüm imkanlarıyla deprem bölgesinde. Ülke olarak hiç bir art niyet gösterisi içerisine girmeden, en ufak bir ayrıma mahal vermeden bu felaket karşısında seferber olmalıyız. Bu topraklarda yaşayanlara bu yakışır. Bu ülkeye bu yakışır...