UEFA Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2011 Salı

Görkemli zaferlere şimdi daha çok ihtiyacımız var

Aradan tam 11 yıl geçmiş. Oysa daha dün gibiydi; çocuklar gibi şen oluşumuz. Bin atlı Avrupa'nın içlerine kadar gidip Viyana'dan şen dönüşümüz. Görkemli bir galibiyet serisi ile Avrupa'nın en iyi futbol takımı olmuş, UEFA Kupasını alarak tüm dünyaya cakamızı satmıştık. Tarihler 2000 yılının 17 Mayıs'ını gösterdiğinde Afrika'dan Asya'ya kadar tüm mazlum halklar, Sarı Kırmızı bir heyecan içerisinde Avrupa'ya haddini bildirmenin şükrü içerisindeydi. Hakan Şükür'den Hasan Şaş'a, Fatih Terim'den Bülent Korkmaz'a kadar Galatasaraylı kim varsa, mazlum halkların gözünde bu büyük işi başarmanın kahramanı idi. Bir Türk takımı, bir İslam ülkesinin futbol takımı ulaşılacak en iyi kategoriye çıkmıştı. Bu sadece basit bir futbol müsabakası, sıradan kazanılmış bir kupa, sonucu iyi bitmiş bir maç değildi. Bu kupa, bu topraklarda biriken öfkenin, bu topraklarda sönmeye yüz tuta  heyecanın yeniden hayat bulması idi. Bu kupa, Bu topraklarda yeşertilmeye çalışılan "bizden adam olmaz" hikayesinin, bu topraklarda hüküm süren "biz onları yenemeyiz" efsanesinin son bulması idi. 17 Mayıs'da o kupayı sadece Galatasaraylı futbolcular kaldırmadı; Bosna'dan Filistin'e, Doğu Türkistan'dan Somali'ye kadar milyonlarca yürek sahip çıktı o kupaya.

Aradan tam 11 yıl geçmiş. O görkemli kazanımdan geriye haklı bir gururun yanında görkemli bir savruluş hüküm sürüyor şimdi. Kötü geçen bir sezonun sonunda, ağızlarda buruk bir tat bırakıyor şimdi Galatasaray. Bir zamanların bize "Cennet" rakiplere "Cehennem" olan Ali Sami Yen'in yerinde yeller esiyor. Türk Telekom Stadı ise, hasret kaldığımız görkemli galibiyetlere bileniyor. Ne diyelim; eski güneşli günleri yad etmek ve yeniden "vira Bismillah" demek için bugün güzel bir gün...